COP31, Sanayide Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi

COP31, Sanayide Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi

İklim hedefleri ile ekonomik gerçeklikler arasındaki denge arayışı giderek önem kazanıyor. Özel sektörün dönüşüm vizyonunu ve önceliklerini ortaya koyması bakımından Sıfır Atık Forumu 2026 kapsamında, İstanbul Sanayi Odası (İSO) ile Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirilen, “COP31’e Doğru Özel Sektör Liderler Oturumu” başlıklı yuvarlak masa toplantısı büyük bir önem taşıdı.

İSO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi ve Sürdürülebilirlik Platformu Başkanı Sultan Tepe’nin ev sahipliği yaptığı toplantıda, özel sektörün iklim dönüşümündeki rolü, döngüsel ekonomi perspektifi ve COP31 Antalya sürecine yönelik ortak çalışma alanları üzerine fikir alışverişi gerçekleştirildi.

Forumun ana teması ise “Antalya’ya Giden Yol: İklim Eylemi Olarak Sıfır Atık” oldu. Bu kapsamda toplantıda, sanayinin yeşil dönüşümü, iklim politikalarının iş dünyası üzerindeki etkileri, karbon maliyetleri, finansmana erişim, teknoloji yatırımları, tedarik zinciri dayanıklılığı ve rekabetçilik başlıkları ele alındı.

Katılımcılar, COP31 Antalya öncesinde sanayinin dönüşümüne yönelik somut çözüm alanlarını, iş birliği fırsatlarını ve olası ortak taahhüt mekanizmalarını değerlendirdi.

Toplantı; sanayinin iklim dönüşümünde sadece uyum sağlayan değil, çözüm üreten ve dönüşüme liderlik eden bir aktör olarak konumlanmasının da önemini ortaya koydu.

Sanayide Sıfır Atık Yaklaşımının Önemi

Diğer yandan İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın konuşmacı olarak yer aldığı, Sıfır Atık Forumu 2026 kapsamında yine Atatürk Havaalanı’nda düzenlenen, “Sıfır Atık Perspektifiyle Sürdürülebilir Büyüme: Sanayinin Döngüsel Ekonomiye Geçişi” başlıklı ana oturum da sanayide sıfır atık yaklaşımı açısından büyük önem taşıyor.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, oturumda yaptığı konuşmada, Sıfır atık yaklaşımının sanayi, kalkınma, rekabet gücü ve gelecek nesiller açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti.

Dünya ekonomisinin her yıl yaklaşık 100 milyar tonun üzerinde kaynak tüketiyor. Buna karşın bu kaynakların yalnızca küçük bir bölümü ekonomik döngü içinde yeniden değerlendirilebiliyor.

Nüfus artışı, kentleşme, enerji ve hammadde talebindeki yükseliş yeni bir üretim anlayışını zorunlu kılıyor. Bugün mesele, yalnızca daha fazla üretmek değil; daha akıllı, daha verimli üretmek. Daha az kaynakla daha fazla değeri, mümkünse hiç atık oluşturmadan üretmek.

Sıfır atık yaklaşımı yalnızca bir çevre politikası değil, bir kalkınma, üretim ve refah modeli ve bir medeniyet vizyonu. Döngüsel ekonomide, kaynaklar tükenen varlıklar değil korunması gereken bir sermaye. Bir fabrikanın atığı başka bir fabrikanın hammaddesi olabilir. Bugünün atığı yarının kaynağı olabilir. Doğanın milyonlarca yıldır yaptığı şey de tam olarak bu.

Türkiye’nin sürdürülebilirlik hikayesi köklü medeniyet birikimini çağın teknolojileriyle buluşturma iddiası taşıyor. Ekonomik büyüme, toplumsal refah ve çevresel sorumluluğun aynı vizyon içinde ele alınması gerekiyor. Bugün atılan her adım gelecek nesillere daha dirençli ve daha müreffeh bir dünya bırakma sorumluluğu taşıyor.

Sürdürülebilirlik Rekabet Gücünün Belirleyicilerinden Biri Oldu

İSO, 23 bine yaklaşan üyesiyle Türkiye sanayi üretiminin yaklaşık üçte birini temsil ediyor.  Geçmişte ISO Başkanı Erdal Bahçıvan’ın sanayicilerle yapılan görüşmelerde daha çok enerji maliyetleri, finansmana erişim, ihracat pazarları, kur riski ve işgücü maliyetleri konuşulurken; bugün bu başlıklara suya erişim, karbon ayak izi, kaynak verimliliği, yeşil finansman ve sürdürülebilir tedarik zincirleri de eklendi.

Sürdürülebilirlik, artık iyi niyetli bir tercih olmaktan çıktı. Bu konu artık Yönetim Kurullarının gündeminde, yatırım kararlarının merkezine yerleşti ve ihracat stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Sürdürülebilirlik artık rekabet gücünün belirleyici unsurlarından biri.

Sanayinin Dönüşümünde Bilim, Teknoloji ve İnsan Kaynağı

Yapay zeka, dijital ikiz teknolojileri, yeni nesil malzemeler, robotik sistemler ve veri analitiğin kaynak kullanımını iyileştirme konusunda büyük fırsatlar sunuyor.

İnsanlık tarihinde ilk kez ekonomik büyümeyi kaynak tüketiminden ayrıştırabilecek araçlara sahibiz.

Teknoloji tek başına yeterli olmayacak, dönüşümün merkezinde insan bulunuyor.

Yeşil ve dijital dönüşüm yeni yetkinlikler gerektiriyor. Eğitim sistemi bu dönüşümün temel unsurlarından biri ve çocuklara merak etmeyi, sorgulamayı ve araştırmayı öğretmek önem taşıyor.

Yeşil ve dijital dönüşümün gerçek yakıtı toplumsal dönüşüm. Bilimsel düşüncenin güçlendirilmesi ve nitelikli eğitimin yaygınlaştırılması gerekiyor.

Yeşil yatırımların sermayeye erişimi hayati önem taşıyor. Temiz teknolojilerin teşviki, girişimcilik ekosistemlerinin güçlendirilmesi ve araştırma-geliştirme kapasitesinin artırılması dönüşüm sürecinin temel unsurları arasında yer alıyor. Bu dönüşüm kamu, özel sektör, akademi ve finans dünyasının ortak vizyonu ile mümkün olabilecek.

İklim değişikliği yalnızca çevresel bir mesele değil, üretim sistemlerinin geleceğini belirleyen stratejik bir konu. Türkiye; üretim kabiliyeti, mühendislik altyapısı, girişimcilik ruhu ve stratejik konumuyla bu tartışmanın merkezinde yer alabilecek ülkelerden biri.

COP31’e Giden Yol

COP31, gelişmekte olan ekonomilerin sesini daha güçlü duyurması açısından önemli bir fırsat sunuyor. İklim dönüşümünün adil ve kapsayıcı olması gerekiyor. Türkiye’nin üretim gücünün temelinde KOBİ’ler, atölyeler, aile işletmeleri ve Anadolu’nun dört bir yanında üretim yapan insanlar bulunuyor. Yeşil dönüşümün gerçek başarısı, milyonlarca küçük adımın aynı yönde atılmasıyla mümkün olacak.

İSO, çevre bilinci konusunda ilk adım atan kurum ve yıllar öncesinden itibaren ilk Çevre Ödülleri programını düzenlemekten COP’u ülkenin gündemine ilk kez getirmeye kadar pek çok konuya öncülük yaptı.

Sıfır Atık Bilinci

İSO, sanayinin dönüşümüne destek olmayı temel amaçları arasında görüyor. Sıfır Atık Vakfı ile geliştirilen iş birliği kapsamında sanayide sıfır atık farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalar yürütülüyor. İstanbul Sıfır Atık Haftası da sıfır atık bilincinin artırılması ve çevresel sürdürülebilirlik anlayışının güçlendirilmesi açısından önemli katkılar sağladı.

Bugün insanlıktan beklenen yalnızca daha fazla üretmek değil, çocukların gurur duyacağı bir üretim sistemi kurmak.

ISO Başkanı Erdal Bahçıvan sözlerini şöyle noktalıyor:

“Biz umudu bilimde, gücü teknolojide, potansiyeli insanımızda ve geleceği üretmeye devam eden ama doğayla uyum içinde büyüyen bir sanayide görüyoruz. Gelin birlikte öyle bir gelecek inşa edelim ki; fabrikalarımız daha verimli, şehirlerimiz daha yaşanabilir, ekonomilerimiz daha güçlü olsun. Bir gün çocuklarımız dönüp bu döneme baktığında, ‘Onlar doğru şekilde büyümeyi seçtiler ve geleceğin kalkınma vizyonunu cesaretle şekillendirdiler’ desin.”

Paylaş