SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi, Türkiye elektrik piyasasında artan yenilenebilir enerji entegrasyonu ile mevcut piyasa yapısının şebeke ihtiyaçları arasındaki uyumu inceleyen yeni raporunu yayımladı.
“Enerji Dönüşümünde Şebeke ve Piyasa Uyumu için Konumsal Marjinal Fiyatlandırma” başlıklı rapor, Türkiye’de elektrik piyasasında uygulanan tek ulusal fiyat sinyalinin, yenilenebilir enerji ağırlıklı bir elektrik sistemini yönetmek için yeterli olup olmadığı sorusuna odaklanıyor.
Rapora göre, Türkiye’de gün öncesi piyasasında oluşan Piyasa Takas Fiyatı (PTF), ülke genelinde tek bir fiyat olarak uygulanıyor. Ancak elektrik sistemi fiziksel olarak tek bir bölge gibi işlemiyor. Üretim tesisleri belirli bölgelerde yoğunlaşırken, tüketim merkezleri farklı bölgelerde yer alıyor ve iletim hatlarının kapasitesi bazı noktalarda sınırlı kalabiliyor. Bu durum, piyasa fiyatı ile şebekenin gerçek durumu arasında fark oluşmasına neden olabiliyor.
Yenilenebilir Enerjide Bölgesel Yoğunlaşma Artıyor
Türkiye’de güneş ve rüzgâr enerjisi yatırımları, yüksek kaynak potansiyeline sahip bölgelerde yoğunlaşıyor. Ancak bu bölgeler her zaman güçlü iletim altyapısına veya yüksek elektrik tüketimine sahip olmayabiliyor.
Bu durum; iletim hatlarında yoğunluk oluşması, yenilenebilir enerji üretiminin sınırlandırılması ve dengeleme maliyetlerinin artması gibi sonuçlar doğurabiliyor. Raporda, yenilenebilir enerji payının artmasıyla birlikte bu etkilerin elektrik sistemi açısından daha önemli hale geldiği vurgulanıyor.
Tek Ulusal Fiyat Modeli Ne Anlama Geliyor?
Türkiye’de mevcut elektrik piyasası yapısı, tek ulusal piyasa fiyatı esasına dayanıyor. Bu yapıda, aynı saat içinde farklı bölgelerdeki üreticiler ve tüketiciler aynı piyasa fiyatı üzerinden işlem yapıyor.
Ancak bu fiyat; bölgesel üretim fazlasını, iletim darboğazlarını, kayıp maliyetlerini ve bölgesel arz-talep farklarını tam olarak yansıtmayabiliyor. Bu nedenle mevcut model, elektrik sistemindeki fiziksel kısıtların piyasa fiyatlarına yeterince yansımadığı bir yapı ortaya çıkarabiliyor.
LMP Modeli Neyi Değiştiriyor?
Raporda ele alınan Konumsal Marjinal Fiyatlandırma (Locational Marginal Pricing – LMP) modeli, elektrik fiyatının yalnızca üretim maliyetine göre değil, aynı zamanda şebekenin fiziksel koşullarına göre de oluşmasını öngörüyor.
LMP yaklaşımı elektrik fiyatını üç temel bileşen üzerinden değerlendiriyor: elektriğin üretim maliyeti, iletim sırasında oluşan şebeke kayıpları ve iletim kapasitesi sınırlı olduğunda ortaya çıkan konjesyon maliyeti.
Bu modelde elektriğin bol olduğu bölgelerde fiyatlar düşebilirken, talebin yüksek veya iletim kapasitesinin sınırlı olduğu bölgelerde fiyatlar yükselebiliyor. Böylece piyasa fiyatı, şebekenin gerçek durumunu daha doğru yansıtan bir sinyal haline geliyor.
Üç Farklı Piyasa Tasarımı Karşılaştırıldı
SHURA raporunda, Türkiye elektrik piyasası için üç farklı piyasa tasarımı senaryosu karşılaştırılıyor.
İlk senaryoda mevcut tek ulusal fiyat modeli inceleniyor. Bu yaklaşımda şebeke kısıtları doğrudan fiyatlara yansımıyor. İkinci senaryoda Türkiye’nin birkaç fiyat bölgesine ayrıldığı bölgesel fiyatlandırma modeli değerlendiriliyor. Üçüncü senaryoda ise her şebeke noktası için ayrı fiyat sinyalinin oluştuğu düğüm bazlı LMP yaklaşımı ele alınıyor.
Raporun modelleme sonuçları, özellikle 2035 senaryosunda bölgesel ve düğüm bazlı fiyatlandırma yaklaşımlarının mevcut yapıya kıyasla önemli iyileştirmeler sağlayabileceğini gösteriyor. Daha ayrıntılı konumsal fiyatlama yöntemlerinin, şebeke kısıtlarının piyasa içinde daha etkin yönetilmesine katkı sağlayabileceği belirtiliyor.
Yatırım Kararlarında Yeni Bir Dönem
Rapora göre LMP modeli, yenilenebilir enerji yatırımlarının daha doğru bölgelerde yönlendirilmesine katkı sağlayabilir.
Bugünkü yapıda yatırımcılar çoğunlukla güneşlenme süresi, rüzgâr potansiyeli, arazi maliyeti ve bağlantı imkânı gibi kriterleri dikkate alıyor. LMP modeli ise yatırım kararlarına yeni bir soru ekliyor: Bu santral elektrik sistemine hangi bölgede daha fazla değer sağlar?
Bu yaklaşım sayesinde, şebeke açısından daha uygun bölgelerde yatırım yapılması teşvik edilebilir ve yeni darboğazların oluşma riski azaltılabilir. Yeni güneş ve rüzgâr yatırımlarında kaynak kalitesinin yanı sıra şebeke bağlantısı, bölgesel fiyat beklentisi ve üretim kısıntısı riski daha belirleyici hale gelebilir.
Depolama Yatırımlarının Değeri Konuma Göre Değişebilir
Rapor, batarya depolama sistemlerinin ekonomik değerinin de bulundukları konuma göre değişebileceğine dikkat çekiyor.
Örneğin güneş üretiminin yoğun olduğu bir bölgede öğle saatlerinde elektrik fiyatları düşebilir. Bu durumda elektriğin düşük fiyatlı saatlerde depolanması ve talebin arttığı akşam saatlerinde sisteme verilmesi, depolama yatırımlarını daha ekonomik hale getirebilir.
Bu yönüyle LMP modeli, yalnızca üretim yatırımlarının değil, depolama yatırımlarının da hangi bölgelerde daha yüksek değer yaratabileceğini göstermesi açısından önem taşıyor.
Rapora göre LMP yaklaşımı, elektrik sisteminde yalnızca fiyatlandırma yapısını değil, şebeke planlamasını da destekleyebilir.
Mevcut durumda iletim altyapısındaki sorunlara yönelik temel çözüm çoğu zaman yeni hat yatırımları olarak görülüyor. Ancak konumsal fiyatlandırma modeli; hangi bölgelerde yeni iletim hattına ihtiyaç olduğunu, hangi noktalarda depolama yatırımlarının daha ekonomik olabileceğini ve hangi bölgelerde yeni üretim yatırımlarının dikkatli planlanması gerektiğini daha net ortaya koyabilir. Bu sayede daha az manuel müdahale ile daha etkin bir şebeke yönetimi mümkün olabilir.
Türkiye İçin Aşamalı Geçiş Önerisi
SHURA raporu, Türkiye’nin doğrudan tam kapsamlı LMP modeline geçmesi yerine aşamalı bir dönüşüm süreci izlemesini öneriyor.
Raporda kısa vadede şebeke kısıtlarına ilişkin verilerin daha şeffaf paylaşılması, bölgesel analizlerin geliştirilmesi ve piyasa verilerinin artırılması gerektiği belirtiliyor. Orta vadede bölgesel fiyat sinyallerinin uygulanması ve piyasa tasarımında konumsal unsurların güçlendirilmesi öneriliyor. Uzun vadede ise tam kapsamlı düğüm bazlı LMP modeline geçişin değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Rapor, Türkiye’de enerji dönüşümünün hızlandığı bir dönemde piyasa tasarımının da bu dönüşüme uyum sağlamasının kritik önem taşıdığını ortaya koyuyor. Yenilenebilir enerji payının artması, depolama teknolojilerinin yaygınlaşması ve şebeke kısıtlarının daha belirgin hale gelmesiyle birlikte, elektrik piyasasında daha doğru ve bölgesel sinyaller üreten modellerin önemi giderek artıyor.
