Yeşil ve Sürdürülebilir Tahvil İhraçları Üçüncü Yıl Üst Üste 1 Trilyon Doları Aştı

Yeşil ve Sürdürülebilir Tahvil İhraçları Üçüncü Yıl Üst Üste 1 Trilyon Doları Aştı

Küresel ölçekte yeşil ve sürdürülebilir tahvil ihraçları üst üste üçüncü yıl 1 trilyon doları aşarken, piyasadaki toplam tahvil tutarı 7 trilyon doların üzerine çıktı. İklim risklerinin yönetilmesi ve uzun vadeli yatırımların güvence altına alınması, sürdürülebilir finansman araçlarına yönelik talebi artırıyor.

İklim değişikliğinin ekonomik etkileri giderek belirginleşirken hükümetler, şirketler ve yerel yönetimler düşük karbonlu dönüşümü finanse etmek için sürdürülebilir borçlanma araçlarına yöneliyor. Climate Bonds Initiative (CBI) verilerine göre yeşil, sosyal ve sürdürülebilirlik bağlantılı tahvilleri kapsayan GSS+ tahvil ihraçları, üst üste üçüncü yıl 1 trilyon doların üzerinde gerçekleşti.

Yatırımcıların bu araçlara ilgisi de artmaya devam ediyor. İspanya’nın yakın zamanda gerçekleştirdiği 20 yıl vadeli yeşil tahvil ihracına, hedeflenen 4 milyar avroluk tutarın 20 katından fazla talep geldi. İtalya’nın 12 yıl vadeli yeşil tahvil ihracında ise talep, ihraç tutarının 13 katını aştı.

Yatırımcıların Önceliği İklim Risklerini Yönetmek

CBI Kurucu Ortağı ve CEO’su Sean Kidney, yeşil tahvil piyasasının 2009 yılında yaklaşık 2 milyar dolarlık büyüklüğe sahipken bugün 7 trilyon doların üzerinde bir tutara ulaştığına dikkat çekiyor.

Kidney’ye göre küresel ekonomide artan belirsizlikler, kurumsal yatırımcıları uzun vadeli getirilerini koruyabilecekleri finansman araçlarına yönlendiriyor. Sürdürülebilir tahviller, çevresel hedeflerin finansmanını sağlamanın yanı sıra iklim kaynaklı ekonomik risklerin azaltılmasına da katkıda bulunuyor.

Yatırımcıların artık iklim risklerinin varlığından ziyade yatırım yapabilecekleri daha fazla sürdürülebilir tahvil bulunmasına odaklandığını belirten Kidney, bu değişimin sürdürülebilir finansmanın geleneksel sermaye piyasalarıyla giderek bütünleştiğini gösterdiğini ifade ediyor.

Tahvil ihraç eden kuruluşların dağılımında finans dışı şirketler ve finans kuruluşları %23’er payla öne çıkarken, bunları kalkınma bankaları (%20), devlet destekli kuruluşlar (%19) ve merkezi yönetimler (%12) izliyor.

İklim Dayanıklılığına Yönelik Finansman Öne Çıkıyor

Yeşil tahvillerin kullanım alanları arasında iklim değişikliğine uyum ve dayanıklılık yatırımları da giderek önem kazanıyor.

Tokyo Metropoliten Yönetimi’nin gerçekleştirdiği 300 milyon avroluk dayanıklılık tahvili ihracına, ihraç tutarının yedi katı talep geldi. Sağlanan finansman, yaklaşık 14 milyon kişilik nüfusu fırtına kaynaklı deniz seviyesi yükselmeleri ve diğer iklim risklerinden koruyacak altyapı yatırımlarında kullanılacak.

Benzer şekilde Jamaika, Dünya Bankası aracılığıyla düzenlenen 150 milyon dolarlık afet tahvili sayesinde 2025 yılında yaşanan şiddetli kasırganın ekonomik etkileriyle mücadelede finansman desteği sağladı. Bu örnekler, sürdürülebilir finansman araçlarının yalnızca emisyon azaltımında değil, iklim kaynaklı ekonomik kayıpların sınırlandırılmasında da rol oynadığını ortaya koyuyor.

Yeşil Tahvil Standartları ve Taksonomiler Yaygınlaşıyor

Yeşil tahvil piyasasının büyümesinde şeffaflık, raporlama ve uygunluk kriterlerini belirleyen uluslararası standartlar önemli rol oynuyor.

2024 yılında uygulamaya konulan Avrupa Birliği Yeşil Tahvil Standardı ve Çin’in 2025 yılı sonunda yürürlüğe giren güncellenmiş yeşil taksonomisi, piyasanın güvenilirliğini güçlendiren düzenlemeler arasında yer alıyor.

Uluslararası Sermaye Piyasaları Birliği (ICMA) tarafından geliştirilen Yeşil Tahvil İlkeleri, tahvil gelirlerinin kullanımına ve yönetimine ilişkin küresel ölçekte kabul gören bir çerçeve sunuyor. CBI’ın gönüllülük esasına dayanan İklim Tahvilleri Standardı ise tahvil gelirlerinin en az %95’inin iklim hedefleriyle uyumlu alanlara yönlendirilmesini öngörüyor.

Yeşil yatırımların kapsamını belirleyen taksonomiler de dünya genelinde yaygınlaşıyor. AB Taksonomisi’nin yanı sıra Çin, Brezilya, Güney Afrika, Meksika, Hindistan ve Singapur’un da aralarında bulunduğu 50’den fazla ulusal ve bölgesel yetki alanında benzer sınıflandırma sistemleri bulunuyor.

Bununla birlikte ülkelerin ekonomik koşulları ve dönüşüm öncelikleri, taksonomiler arasında farklılıklara neden olabiliyor. Örneğin AB Taksonomisi, belirli koşullar altında doğal gaz yatırımlarını kapsama alırken Çin’in güncellenmiş düzenlemesi fosil yakıtlarla bağlantılı projeleri kapsam dışında tutuyor.

Kidney, bu farklılıklara rağmen sürdürülebilir finansman araçlarının bilim temelli iklim hedefleriyle uyumlu olmasının kritik önem taşıdığını vurguluyor.

Sürdürülebilir Finansman Geleneksel Borç Piyasalarının Bir Parçası Haline Geliyor

Yeşil tahvil piyasasının büyümesi, beraberinde finansmanın çevresel etkilerinin doğrulanması ve kaynakların hedeflenen projelerde kullanılması gibi konuları da gündeme getiriyor. Bu nedenle şeffaf raporlama, bağımsız doğrulama ve bilim temelli uygunluk kriterleri, piyasaya duyulan güven açısından önemini koruyor.

CBI’a göre sürdürülebilir tahvillerin uzun vadede ayrı bir finansman kategorisi olmaktan çıkarak geleneksel borç piyasalarının ayrılmaz bir parçasına dönüşmesi mümkün. Bu dönüşümde belirleyici unsur ise finansal getirilerin korunmasıyla iklim hedeflerinin uyumlu biçimde desteklenmesi olacak.

Kaynak:

Reuters

 

Paylaş