Morgan Stanley tarafından yayımlanan araştırma, küresel ölçekte şirketlerin gönüllü karbon kredilerine yaklaşımında farklı yaklaşımlar benimsediklerini gösteriyor.
Morgan Stanley Institute for Sustainable Investing tarafından yayımlanan rapor, yıllık geliri 1 milyar doların üzerinde olan 225 küresel şirketle yapılan ankete dayanıyor. Buna göre, gönüllü karbon kredisi satın alan şirketlerin büyük çoğunluğu bu alanda kalıcı olmayı ve alım hacimlerini zaman içinde artırmayı planlıyor. Buna karşılık, henüz piyasaya girmemiş olan şirketler fiyatlama ve düzenleyici belirsizlikler nedeniyle daha temkinli bir tutum sergiliyor.
Rapora göre gönüllü karbon piyasalarında kurumsal harcamalar artış eğiliminde olsa da pazarın toplam büyüklüğü hâlâ sınırlı kalıyor. 2024 yılında ticareti yapılan karbon kredilerinin küresel piyasa değeri yaklaşık 500 milyon dolar seviyesinde kalarak, 2021’de görülen 2 milyar doların üzerindeki zirvenin oldukça altında bulunuyor. Buna karşın raporda, özellikle karbon giderimine yönelik doğrudan alım anlaşmalarında hızlı bir büyüme yaşandığına dikkat çekiliyor. 2025 yılı itibarıyla bu alandaki yıllık sözleşme hacmi 7 milyar doların üzerine çıktı. Bu çerçevede rapor, şirketlerin kısa vadeli kredi alımların yerine uzun vadeli ve daha bütünlüklü projelere yöneldiğine işaret ediyor.
Net sıfır hedeflerinde öncelik emisyon azaltımına veriliyor
Raporda şirketler; halihazırda karbon kredisi alanlar, gelecekte almayı planlayanlar ve almayı düşünmeyenler olarak üç gruba ayrılıyor. Araştırmaya göre, gönüllü karbon kredisi satın alan şirketlerin yüzde 90’ından fazlası, bu uygulamayı sürdürmeyi ve ilerleyen yıllarda satın alma hacimlerini artırmayı hedefliyor. Bu şirketlerin büyük bölümünü, borsaya kote, ölçekli ve net sıfır emisyon hedefi bulunanlar oluşturuyor.
Bu şirketler karbon kredilerini ana çözüm olarak değil, tamamlayıcı bir araç olarak görüyor. Ankete katılan mevcut alıcılar, net sıfır hedeflerine ulaşmak için gereken emisyon azaltımının ortalama üçte ikisini kendi faaliyetleri ve değer zincirleri içinden sağlamayı planlıyor.
Bununla birlikte anketin katılımcılarının yüzde 32’si, operasyonlar ve değer zincirinde sağlanacak gerçek emisyon azaltımlarının, kredi ihtiyacını doğrudan belirleyeceğini ifade ediyor. Fiyatlama dinamikleri ise bu grubun ikinci sırada önem verdiği faktör olarak öne çıkıyor.
Fiyat, düzenleme ve güvenilirlik dengesi belirleyici oluyor
Karbon kredisi almayı düşünen ancak henüz piyasaya girmemiş şirketler ise daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Bu şirketler 2030 yılına kadar mevcut alıcılarla benzer hacimlere ulaşabileceklerini öngörse de yarıdan fazlası, alım hacimleri konusunda net bir öngörüde bulunmadığını bildiriyor.
Bu belirsizliğin arkasındaki en önemli unsur ise fiyatlama olarak öne çıkıyor. Gelecek alıcıların yaklaşık dörtte biri, karbon kredisi fiyatlarının satın alma kararlarında en belirleyici faktör olduğunu söylüyor. Özellikle Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik bölgesinde fiyat hassasiyeti öne çıkarken, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesindeki şirketlerde düzenleyici çerçeve ve politika belirsizliği daha baskın bir faktör olarak görülüyor.
Gönüllü karbon piyasasına girmeyenlerin gerekçeleri çeşitlilik gösteriyor
Araştırma, gönüllü karbon kredisi satın almayı planlamayan şirketlerin motivasyonlarını da ortaya koyuyor. Bu gruptaki şirketlerin yüzde 39’u, kendi operasyonları ve değer zincirleri içinde tamamen karbonsuzlaşabileceklerine inandıkları için karbon kredilerine ihtiyaç duymadıklarını belirtiyor.
Ancak bu grupta yer alan şirketlerin net sıfır hedeflerine yaklaşımındaki farklılık dikkat çekiyor. Gönüllü piyasaya katılmayan şirketlerin yalnızca yaklaşık olarak yüzde 25’inin net sıfır hedefi bulunuyor. Buna karşılık bu oran, mevcut alıcılarda yüzde 95, gelecekte alım yapmayı planlayanlarda ise yüzde 85 seviyesinde gerçekleşiyor. Gönüllü piyasaya girmeyen şirketlerin yüzde 31’i ise net sıfır hedefi belirlemeyi hiç planlamadığını, yüzde 44’ü ise stratejilerinin gelişmekte olduğunu ifade ediyor.
Sektörel dağılım da bu tabloyu destekliyor. Gönüllü piyasaya katılmayanlar arasında sağlık sektörü şirketlerinin oranı daha yüksekken, enerji şirketlerinin payı daha düşük kalıyor. Dolayısıyla görece daha düşük karbon yoğunluğuna sahip sektörlerin gönüllü karbon piyasalarına daha mesafeli durduğu görülüyor.
Şirketler önceliği kendi değer zincirlerine veriyor
Araştırmaya göre hem mevcut hem de gelecekteki alıcılar, toplam emisyon azaltımlarının yaklaşık üçte ikisini kendi operasyonları ve değer zincirleri içinde sağlamayı planlıyor. Yaklaşık yüzde 28’lik kısım şebeke kaynaklı veya diğer karbonsuzlaşma çözümlerinden gelirken, yalnızca yüzde 7’lik bölüm “artık emisyon” olarak tanımlanıyor ve bu kısmın karbon giderimi yoluyla dengelenmesi hedefleniyor.
Bu çerçevede şirketlerin kendi değer zinciri içinde emisyon azaltım projelerine yönelimi dikkat çekiyor. Ankete katılan şirketlerin yüzde 85’inden fazlası, tedarikçi enerji verimliliği, doğa restorasyonu ve benzeri uygulamaları hâlihazırda hayata geçirdiğini ya da değerlendirdiğini belirtiyor.
Morgan Stanley’nin sürdürülebilirlik ekiplerine göre bu eğilim, şirketlerin Kapsam 3 emisyonlarına artan odağını da yansıtıyor. Morgan Stanley Global Sürdürülebilirlik Yapılandırma ve EMEA Sürdürülebilirlik Sermaye Piyasaları Başkanı Cristina Lacaci, şirketlerin artık yalnızca doğrudan operasyonlara değil, biyoçeşitlilik ve doğa korumayı da içeren bütüncül değer zinciri stratejilerine yöneldiğine dikkat çekiyor.
Kalite, itibar ve sınırlı arz belirleyici olmaya devam ediyor
Araştırma, gönüllü karbon piyasalarında kalite ve itibar risklerinin hala merkezi bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Mevcut alıcıların yaklaşık yarısı, karbon kredileriyle ilişkili itibar risklerini şirketlerinin yönettiği en önemli riskler arasında sayıyor. Buna karşın, şirketlerin yüzde 80’inden fazlası, bu risklerin sağlanan faydaların gerisinde kaldığını düşünüyor.
Şirketlerin proje riskini yönetmede en sık başvurduğu yöntem ise portföy yaklaşımı oluyor. Yüksek bütünlüklü karbon kredilerinin arzı hala sınırlı kalırken, özellikle ICVCM’nin Core Carbon Principles etiketine sahip kredilerde talep artıyor ve arzın bu talebi karşılamakta zorlandığı belirtiliyor.
Morgan Stanley Çevresel Piyasalar Başkanı Iain Mackay’e göre şirketler artık ne tür karbon kredisi almak istediklerini ve ton başına ne kadar ödemeye hazır olduklarını daha net biçimde ortaya koyuyor. Mackay, en yaygın talebin, ton başına 15–30 dolar aralığında fiyatlanan doğa temelli çözümler için olduğunu ifade ediyor.
Raporun sonuçları, gönüllü karbon piyasalarının hacim olarak büyüse bile, daha seçici ve kalite odaklı bir yapıya doğru evrildiğini gösteriyor. Mevcut alıcılar 2030’da yüzde 25’in ve 2035’te yüzde 43’ün üzerinde artırmayı öngörürken, gelecekteki alıcılar benzer seviyelere ulaşmayı hedeflese de belirsizliklerini koruyor.
