Su krizi üretim ve rekabeti yeniden şekillendiriyor

Su krizi üretim ve rekabeti yeniden şekillendiriyor

İSO Yeşil Gündem Sohbetleri’nin 17’ncisi “Suyun Geleceği ve Sürdürülebilir Üretim” başlığıyla gerçekleşti.

İSO Yönetim Kurulu Üyesi ve Sürdürülebilirlik Platformu Başkanı Sultan Tepe’nin ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürü Afire Sever konuk konuşmacı olarak katıldı. Etkinlikte Nasıl Bir Ekonomi Sürdürülebilirlik Editörü Didem Eryar Ünlü moderatörlüğünde panel de düzenlendi.

Panelde İO Çevre Çözümleri Yönetici Ortak Prof. Dr. Erdem Görgün, İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü İklim ve Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Lütfi Şen, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Su Verimliliği Daire Başkanı Aslıhan Korkmaz, Türkiye Su Enstitüsü Politika Geliştirme Koordinatörü Dr. Tuğba Evrim Maden, Ülker Bisküvi Sürdürülebilirlik Direktörü Ahmet Burak Başpınar ve Blueit Su Yönetimi Platformu Kurucusu Hülya Tomak konuşmacı olarak katıldı.

“Su, ekonomik kalkınmanın temel unsurlarından biri”

İstanbul Sanayi Odası’nın “Suyun Geleceği ve Sürdürülebilir Üretim” başlıklı etkinliğinde konuşan İSO Yönetim Kurulu Üyesi ve Sürdürülebilirlik Başkanı Sultan Tepe, suyun yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal bir mesele olduğuna dikkat çekti. Tepe, “Suyun, ekonomik kalkınmanın, toplumsal refahın ve sanayi üretiminin temel unsurlarından biri olduğunun altını çizmek isterim” derken, iklim değişikliği, nüfus artışı ve kontrolsüz tüketimin su kaynakları üzerindeki baskıyı hızla artırdığını vurguladı.

Küresel ölçekte su krizinin derinleştiğine işaret eden Tepe, Birleşmiş Milletler verilerine atıfla bugün 2,2 milyar insanın güvenli içme suyuna erişemediğini, 3,5 milyar insanın ise güvenli sanitasyon hizmetlerinden yoksun olduğunu belirtti. Türkiye’nin de risk altında olduğuna dikkat çeken Tepe, “Kişi başına düşen su miktarının yakın gelecekte 1000 metreküp seviyelerine gerilemesi, ülkemizin su kıtlığı noktasına ilerlediğini göstermektedir” ifadelerini kullandı.

Sanayi açısından su yönetiminin kritik bir dönüşüm alanı olduğunu belirten Tepe, doğru teknolojiler ve izlenebilirlik ile sektörde önemli tasarruf potansiyeli bulunduğunu söyledi. “Sanayi sektöründe doğru teknolojiler kullanılırsa yüzde 50’ye varan su tasarrufu mümkün” diyen Tepe, su verimliliğinin artık tedarik zincirlerinin de belirleyici kriterlerinden biri haline geldiğini vurguladı. Toplumsal farkındalığın da önemine dikkat çeken Tepe, “Üretilen gıdanın yüzde 26’sını israf ediyoruz; bu aynı zamanda suyun da israf edilmesi anlamına geliyor” diyerek su ve gıda tüketiminde davranış değişikliğinin gerekliliğine işaret etti.

“İklim değişikliğinin en büyük etkisi su kaynakları üzerinde görülüyor”

T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürü Afire Sever ise yaptığı konuşmada, su krizinin artık yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir risk alanı haline geldiğine dikkat çekti. Birleşmiş Milletler verilerine atıf yapan Sever, “Dünyada 2,1 milyar insan güvenli ve sağlıklı suya erişemiyor. Suya erişimin sınırlı olduğu bölgelerde ise özellikle kadınlar ve kız çocukları daha fazla sorumluluk üstleniyor” dedi. Su yönetiminde eşitsizliklerin derinleştiğine işaret eden Sever, bu nedenle suyun yalnızca bir kaynak değil, aynı zamanda sosyal adalet meselesi olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin de iklim değişikliğinin etkilerine açık bir ülke olduğuna dikkat çeken Sever, son yıllarda artan kuraklık ve sıcaklıkların su kaynakları üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. “İklim değişikliğinin en büyük etkisi su kaynakları üzerinde görülüyor miktar ve kalite açısından ciddi risklerle karşı karşıyayız” ifadelerini kullanan Sever, planlama süreçlerinde suyun merkeze alınması gerektiğini söyledi. Organize sanayi bölgelerinden tarımsal üretime kadar tüm alanlarda “suya göre planlama” yapılmasının kritik olduğunu belirten Sever, “Su varsa hayat var; su varsa sürdürülebilir kalkınma var” dedi.

Sever, çözümün ise su verimliliği ve bütünleşik yönetim yaklaşımında yattığını vurgulayarak, ulusal su planı ve eylem programları hakkında bilgi verdi. Atık suların yeniden kullanımı, yağmur suyu hasadı ve dijital su yönetimi sistemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Sever, “Kriz yönetimi yerine risk yönetimine geçmek zorundayız. Su yönetiminde tüm kurumlar arasında entegrasyon ve ortak sorumluluk şart” diye konuştu. Özellikle sanayide suyun geri kazanımının kısa sürede ekonomik fayda sağladığını belirten Sever, “Yapılan yatırımlar 2-4 yıl içinde kendini amorti ediyor ve işletmelere sürdürülebilir bir su kaynağı sunuyor” ifadelerini kullandı.

Su krizi üretim ve rekabet için belirleyici hale geliyor

Yeşil Gündem Sohbetleri kapsamında düzenlenen “Suyun Geleceği ve Sürdürülebilir Üretim” panelinde, suyun sanayi, ekonomi ve iklim politikaları açısından giderek artan stratejik rolü ele alındı. Panelde İO Çevre Çözümleri Yönetici Ortak Prof. Dr. Erdem Görgün, İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü İklim ve Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Lütfi Şen, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Su Verimliliği Daire Başkanı Aslıhan Korkmaz, Türkiye Su Enstitüsü Politika Geliştirme Koordinatörü Dr. Tuğba Evrim Maden, Ülker Bisküvi Sürdürülebilirlik Direktörü Ahmet Burak Başpınar ve Blueit Su Yönetimi Platformu Kurucusu Hülya Tomak, su yönetiminin mevcut durumu ve geleceğine ilişkin farklı perspektifler sundu.

Panelde öne çıkan başlıklardan biri Türkiye’nin su stresi altındaki konumuydu. Uzmanlar, kişi başına düşen su miktarının kritik eşiklere yaklaştığını ve iklim değişikliği ile birlikte su kaynaklarının hem miktar hem de dağılım açısından daha kırılgan hale geldiğini vurguladı. Özellikle yağış rejimlerindeki düzensizliğin, kuraklık ve taşkın risklerinin artmasının su yönetimini yalnızca çevresel değil aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir mesele haline getirdiğine dikkat çekildi.

Sanayi perspektifinde ise suyun artık yalnızca bir maliyet kalemi değil, doğrudan bir risk ve rekabet unsuru olduğu ifade edildi. Panelde yapılan değerlendirmelerde, üretimin sürekliliği, yatırım kararları ve ihracat süreçlerinin giderek daha fazla su yönetimi performansına bağlı hale geldiği belirtildi. Katılımcılar, özellikle küresel tedarik zincirlerinde su verimliliği kriterlerinin belirleyici hale geldiğine dikkat çekerek, sanayide suyun etkin kullanımının zorunluluk haline geldiğini vurguladı.

Panelde ayrıca su yönetiminde teknoloji, veri ve iş birliğinin önemi öne çıktı. Dijital izleme sistemleri, geri kazanım uygulamaları ve döngüsel su kullanımı gibi çözümlerin yaygınlaştırılması gerektiği ifade edilirken; kamu, özel sektör ve akademi arasında kurulacak güçlü iş birliklerinin su krizine karşı en kritik araçlardan biri olduğu belirtildi. Katılımcılar, suyun doğru yönetilmesinin, yalnızca çevresel sürdürülebilirlik değil, aynı zamanda ekonomik dayanıklılık açısından da belirleyici olacağını dile getirdi.

Paylaş