İstanbul Sanayi Odası ve Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED) iş birliğinde düzenlenen Güneş Enerjisi ve Depolama Semineri Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi.
Yatırımcılar, sanayiciler ve sektör paydaşlarının bir araya geldiği programda, güneş enerji sistemleri ile ilgili en güncel uygulamalar ve yeni nesil enerji depolama teknolojileri ele alındı. Seminerde, güneş enerjisi ve depolama yatırımlarının sanayi sektörüne sunduğu fırsatlar değerlendirildi.
“Enerji̇ Dönüşümü Daha Kri̇ti̇k Hale Geldi”
İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Vehbi
Canpolat yaptığı açılış konuşmasında, enerji dönüşümünün küresel krizler ve jeopolitik gelişmelerle daha kritik hale geldiğini söyleyerek enerji bağımsızlığının önemine dikkat çekti. Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat sürecinin bu dönüşümü ekonomik ve rekabetçi bir alan haline getirdiğini söyledi.
2035’te 120 GW’lik Hedef
Türkiye’nin yenilenebilir enerji ve depolama alanında önemli bir ivme yakaladığını belirten Canpolat, 2035 yılına kadar güneş ve rüzgar kurulu gücünün toplamda 120 GW seviyesine çıkarılmasının hedeflendiğini aktardı. Ayrıca, Türkiye’nin COP31 İklim Zirvesi ile önemli bir fırsat yakalayacağını da ifade etti.
, Depolama projelerine yönelik yoğun ilgiye de dikkat çeken Canpolat, 33 GW’ı aşan ön lisans bulunduğunu ve sektörde en kritik konunun öngörülebilirlik olduğunu vurguladı. Enerjinin sanayide stratejik bir girdi haline geldiğini belirterek, işletmelerin kendi elektriğini üretmeye yöneldiğini ifade etti. Yerlileşmenin ve üretim kapasitesinin Türkiye’nin için önemli gücü olduğunu vurgulayan Canpolat, ihracatın 500 milyar doların üzerine çıkabilecek potansiyele sahip olduğunu ifade etti.
Güneş Enerji̇si̇, Fosi̇l Yakitlardan Daha Düşük Mali̇yetli
Programın açılışında konuşan GENSED Başkanı Halil Demirdağ, güneş enerjisinin maliyet açısından fosil yakıtları geride bıraktığını vurgulayarak, güneş ve rüzgarın Türkiye elektrik üretimindeki payının yüzde 20 seviyesine ulaştığını ve böylece yaklaşık 8 milyar doların ülke içinde kaldığına dikkat çekti.
Türkiye’nin üretim kapasitesini artırmasına rağmen küresel rekabet kaynaklı maliyet baskılarının sürdüğünü belirten Demirdağ, özellikle ABD politikalarınınihracat açısından yeni fırsatlar doğurduğunu ifade etti. Bununla birlikte, elektrik fiyatlarındaki düşüşün yatırımcıları zorladığını ve piyasa güvenini etkileyebilecek uygulamalardan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Demirdağ,
depolamanın arz güvenliği için kritik olduğunu, karbon vergisine uyumun zorunlu hale geldiğini ve güneş enerjisi yatırımları için daha fazla finansal destek gerektiğini belirtti.
Küresel Elektrik Üretiminde 2060 Beklentisi
GENSED Onursal Başkanı Şener Oktik küresel elektrik talebindeki artışın enerji dönüşümünü hızlandırdığını belirterek, 2025 yılında 32 bin TWh seviyesinde olan elektrik üretiminin 2060 yılında 77 bin TWh’ye ulaşmasının beklendiğini aktardı. Bu artışın ulaşım, veri merkezleri ve hidrojen üretimi kaynaklı olacağını ifade etti.
Yenilenebilir enerjinin 2060’ta üretimin yüzde 80’ini oluşturabileceğini, fosil yakıtların yüzde 4’e gerileyebileceğini belirten Oktik, 2025’te 650 GW güneş kurulumu yapıldığını, Türkiye’nin 8,5 GW ile katkı verdiğini ve Çin’in 329 GW ile lider olduğunu aktardı.
Türkiye’de güneş kurulu gücünün 2025’te 20 GW’a, 2026’da 23,6 GW’a ulaştığını söyledi.
“Elektrik Talebi Orta-Uzun Vadede Artacak”
ASUNİM TÜRKİYE- Yönetim Kurulu Başkanı Umut GÜRBÜZ, konuşmasında, elektrik talebinin orta-uzun vadede artacağını, özellikle veri merkezleri ve elektrikli araçların bu artışta belirleyici olacağını söyledi. Dikmen, Türkiye’de 2 GW’ın üzerinde veri merkezi ve 3 GW’tan fazla elektrikli araç kaynaklı ek talep oluşacağını ifade etti.
“Ekonomik Toparlanmayla Elektrik Talebi Yeniden Yükselecek”
Sanayi verilerindeki düşüşün geçici olduğunu belirten Gürbüz, ekonomik toparlanmayla elektrik talebinin yeniden yükseleceğini ve doğalgaz bağımlılığının azalacağını söyledi. Dikmen, güneş enerjisinin en ucuz kaynak olduğunu ancak kesintili yapısı nedeniyle depolama gerektirdiğini vurguladı.
Depolama maliyetlerinin düştüğünü ve Türkiye’de 1 MW sistemin yaklaşık 250 bin
dolara kurulabildiğini belirten Gürbüz, küresel depolama pazarının 50 milyar dolardan 120 milyar dolara çıkmasının beklendiğini, Avrupa’nın dengeleme için depolamaya yöneldiğini söyledi. Türkiye’de kapasitenin 400 MW seviyesine ulaştığını ancak finansman nedeniyle sürecin daha yavaş ilerlediğini de ifade etti. Ayrıca, güneş ve depolamanın birlikte planlanması gerektiğini, düşük fiyatlı saatlerde depolayıp yüksek fiyatlı saatlerde kullanmanın (arbitraj) önemli olduğunu vurguladı.
Inverter ve PCS Seçiminde Şebeke Uyumluluk Kriterleri
TBEA Ülke Müdürü Erdem Topal, depolamalı güneş enerjisi santrallerinde, inverter ve PCS seçiminde şebeke uyumluluk kriterlerini aktardı.
Şebeke ölçekli projelerde inverter, SVG ve PCS çözümleri entegrasyonunun kritik olduğunu belirten Topal, özellikle depolamalı sistemlerin EK-18 kapsamında ilave teknik kriterleri karşılaması gerektiğini vurguladı.
Merkezi ve dizi inverter karşılaştırmasında, merkezi sistemlerin daha hızlı tepki ve gece reaktif güç sağlama avantajı sunduğunu belirten Topal, dizi tipi PCS çözümlerinin depolama tarafında verimlilik ve kontrol avantajı sunduğunu aktardı. Grid-forming inverter teknolojilerinin ise şebeke toparlama ve frekans dengelemede önemli rol oynadığını ifade ederek, depolamanın yalnızca enerji üretimi değil, aynı zamanda sistem güvenliği açısından da kritik bir araç haline geldiğini dile getirdi.
Program, “GES ve Enerji Depolamada Güncel Finansman ve Mevzuat” başlıklı özel oturumla sürdü. GENSED Finans Komisyon Başkanı Hakan Uzunhekim ve Goldstein Karbon Projeleri Direktörü Borga Köprülü yer aldığı oturumda, GES ve enerji depolama yatırımlarında güncel finansman imkânları, karbon düzenlemeleri ve mevzuat başlıkları ele alındı.
Seminer, güneş enerjisi ve enerji depolama teknolojilerinin sanayi sektörü için taşıdığı önemi ortaya koyarken, yenilenebilir enerji yatırımlarının yaygınlaştırılması, yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir enerji dönüşümünün desteklenmesi açısından önemli bir bilgi paylaşım platformu oldu. Program boyunca katılımcılardan gelen sorular yanıtlanırken, sektör temsilcileri ile sanayiciler enerji alanındaki güncel fırsatları ve ihtiyaçları değerlendirme imkânı buldu.
