,

Alman şirketler çevre ve insan haklarında tedarikçilerinden sorumlu olacak

Alman şirketler çevre ve insan haklarında tedarikçilerinden sorumlu olacak

Almanya hükümeti Alman şirketlerine küresel tedarik zincirlerindeki insan hakları ve çevre sorunları konusunda daha fazla sorumluluk yükleyecek olan Tedarik Zinciri Yasası üzerinde uzlaştı.

Uluslararası tedarik zincirlerinin büyümesi, gelişmekte olan ülkelere şüphesiz önemli faydalar sağladı fakat zayıf yasal düzenlemeler nedeniyle zorla çalıştırma ve çocuk işçiliği dahil insan ve işçi hakları ihlalleri, çevresel zarar, arazi gaspı gibi bazı olumsuz etkileri de beraberinde getirdi. Almanya hükümeti, bu olumsuz etkileri azaltabilmek adına, Alman şirketlerine küresel olarak tedarik zincirlerindeki insan hakları ve çevre sorunları konusunda daha fazla sorumluluk yükleyecek olan Tedarik Zinciri Yasası üzerinde uzlaştı.

Tedarikçileri asgari çevre ve insan hakları standartlarını karşılamayan şirketlere para cezası vermenin önünü açan yasa tasarısının bu ay Bakanlar Kurulu’na gelmesi ve yaz tatiline girilmeden Federal Meclis’ten geçmesi planlanıyor. Yasa 2023’ten itibaren, en az 3 bin personel istihdam eden 600’den fazla Alman şirketini bağlayacak. 2024’ten itibaren ise binden fazla çalışanı olan yaklaşık 3 bin şirket, küresel tedarik zinciri konusunda sorumluluk üstlenmek zorunda kalacak. 500 veya daha az çalışanı olan orta ölçekli şirketler ise yasadan muaf tutulacak. Tedarik Zinciri Yasası 1 Ocak 2023’ten itibaren kademeli olarak yürürlüğe girecek.

İhlalden sorumlu görülen şirketler üç yıla kadar ihalelere katılamayacak

Yasa tasarısı, söz konusu şirketleri doğrudan tedarikçilerinden sorumlu tutarken ara tedarikçilerde yaşanan bir hak ihlali durumunu sadece aydınlatmak ve ortadan kaldırmakla yükümlü kılmakla yetiniyor. Yasaya göre şirketler, tedarikçilerinde çocuk işçiliğine ve zorla çalıştırmaya izin vermeyecek. Adil ücret ödenmesi ve uluslararası sözleşmelerle tanımlanan çalışma ve çevre koruma kurallarının yerine getirilmesinden yükümlü olacak.

Bunların ihlal edilmesi durumunda, olay sivil toplum kuruluşları veya sendikalar aracılığıyla Alman yargısına taşınabilecek, ayrıca şirkete maddi yaptırımlar uygulanabilecek. İhlalden sorumlu görülen bir Alman şirketi üç yıla kadar ihalelere katılmaktan men edilebilecek. Federal Çalışma Bakanı Hubertus Heil, şirketlerin ticaret hacminin yüzde 10’una kadar maddi cezanın mümkün olduğunu söyledi, bunun da milyonlarca avro anlamına geleceğini belirtti.

Kanuna gelen en önemli eleştiri şirketlerin yükünü ağırlaştırıyor olması

Almanya tarihinde önemli bir paradigma değişimi olarak kabul edilen kanunun Avrupa pazarında Alman şirketleri için bir dezavantaj haline gelmemesi için, Avrupa Birliği Komisyonu’nun da konuyla ilgili bağlayıcı bir yasa çıkarması isteniyor. Tedarik Zinciri Kanunu’na ülke içinden gelen en önemli eleştiri ise pandemi gibi bir kriz ortamında şirketlerin yükünün hafifletilmesi gerekirken bu yükün ağırlaşıyor olması.
 
Avrupa Birliği son birkaç senedir çok uluslu şirketleri, tedarik zincirleri için gönüllü olarak sorumluluk almaya teşvik ediyordu. 2011 yılında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, küreselleşen ticari faaliyetin olumsuz etkilerini önlemek için hükümetlerin ve ticari şirketlerin görev ve sorumluluklarını özetleyen ilk küresel çerçeveyi oluşturan İş ve İnsan Haklarıyla İlgili Yol Gösterici İlkeleri (Guiding Principles on Business and Human Rights- UNGP) oybirliğiyle onayladı. 2011’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından onaylanan bu ilkeler, Nisan 2013’te Bangladeş’teki Rana Plaza’nın çöküşünün ardından daha da önem kazanmış oldu. Sekiz katlı bina, çok uluslu şirketlere hizmet veren giyim fabrikalarıyla doluydu ve daha ucuz fiyatlar için iş güvenliği ihlallerine göz yumuluyordu.

Alman şirketlerinin yalnızca yüzde 22’si gönüllü denetim yapıyor

İhlallerin en yüksek olduğu bazı sektörlerde, özellikle madencilik endüstrisinde veya kereste çıkarımında, zorunlu düzenlemeler zaten AB düzeyinde kabul edilmişken, diğerleri için teşvik edilen gönüllü yaklaşımın yeterli olacağı umuluyordu. Ancak akademik araştırmalardan, sivil toplum kuruluşlarından ve AB kurumları tarafından yapılan çalışmalardan elde edilen veriler, gönüllü yaklaşımın yeterli olmadığını açıkça ortaya koymakta. Federal Dışişleri Bakanlığı tarafından çokuluslu Alman şirketlerinde yapılan bir anketin sonuçlarına göre, Alman işletmelerinin yalnızca yüzde 22’si, tedarikçilerini insan haklarına uygunluk açısından gönüllü olarak denetliyor. Bu oran Tedarik Zinciri Yasası’nın hazırlanmasında büyük bir tetikleyici oldu.
 
Almanya’daki bu gelişmeler Avrupa Birliği’nde konu hakkında yasal düzenlemeler yapılmasını gündeme getirdi. Avrupa Birliği Komisyonu’nun bu yılki çalışma programı yılın dördüncü çeyreğinde çıkması beklenen kurumsal yönetişim hakkında bir yasa teklifi içeriyor. Şirketlerin tedarik zincirlerinde çevre ve insan hakları durum tespiti yapmalarını içeren yasa teklifi, Komisyonun AB düzeyinde zorunlu bir Tedarik Zinciri Yasası’na gideceğine dair verilen sinyallerden biri. AB tarafından çıkarılacak zorunlu bir mevzuatın tedarik zincirlerinde yaşanan insan hakları ve çevre ihlallerinin önüne geçebileceğine inanılıyor. Bu tür bir mevzuatın, AB pazarında faaliyet gösteren tüm şirketler arasında eşit bir oyun alanı yaratma, yasal netlik sağlama ve etkili uygulama ve yaptırım mekanizmaları oluşturma gibi önemli avantajları olacağı düşünülüyor.

Pandemiyle tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliği önem kazandı

Pandemi, tüm bu gelişmelerle birlikte tedarik zincirlerinin kırılganlığını gösterdi. Koronavirüs salgını krizi küresel tedarik zincirlerini de derinden etkiledi. Küresel tedarik zincirleri; seyahat kısıtlamaları, üretimi durduran kısıtlayıcı önlemler nedeniyle ciddi şekilde sekteye uğradı. İşgücü piyasaları üzerindeki bu büyük baskı, özellikle gelişmekte olan ülkelerde çalışma standartlarının ve iş güvenliğinin daha da kötüye gitme riskini ortaya çıkardı. Kriz, bu nedenle, küresel tedarik zincirlerinin, daha sürdürülebilir hale gelmesi için yeniden yapılandırılmasını gündeme getirdi.

Türkiye de Tedarik Zinciri Yasası’ndan etkilenecek

Tedarik Zinciri Yasası’nın yürürlüğe girmesi bütün tedarikçi ülkeler kadar Türkiye’yi de etkileyecek. Rusya ve Çin’in ardından Almanya, Türkiye’nin en fazla ithalat yaptığı üçüncü ülke. Ayrıca 1980’den bu yana yaklaşık 15 milyar 500 milyon dolar yatırım ile Almanya Türkiye’deki en büyük yabancı yatırımcılar arasında geliyor. Türkiye’de faaliyet yürüten Almanya veya Türkiye iştiraki olan Alman şirketlerin sayısı 7 bin 150’yi geçti.
 
Almanya’daki bu gelişme tedarik zincirlerinin daha sürdürülebilir olması için atılan önemli bir adım. Etkisini sadece Almanya’da hissettirmeyecek olan yasa tedarik zincirlerine küresel ölçekte düzenlemeler gelmesinin de yolunu açıyor.

Haberin detayları için tıklayınız.