,

Küresel enerji geçişi iş gücü yapısını dönüştürüyor  

Küresel enerji geçişi iş gücü yapısını dönüştürüyor  

Küresel yenilenebilir enerji sektörü 2024’te 16,6 milyon kişiye istihdam sağlarken, otomasyon ve verimlilik artışı iş yoğunluğunu azaltıyor.

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) ile Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) yayımladığı “Yenilenebilir Enerji ve İstihdam: 2025” raporu, enerji dönüşümünün yalnızca kapasite artışı ve teknoloji yatırımlarından ibaret olmadığını, aynı zamanda küresel ölçekte devasa bir istihdam alanı yarattığını ortaya koyuyor. Rapora göre 2024 yılı itibarıyla yenilenebilir enerji sektöründe doğrudan ve dolaylı olarak 16,6 milyon kişi çalışıyor. Bu miktar bugüne kadar kaydedilen en yüksek seviye olsa da büyümenin niteliği artık yeni bir evreye işaret ediyor.

2024 yılı, kurulu güç açısından rekorların kırıldığı bir dönem oldu. Küresel yenilenebilir enerji kapasitesi 4.443 gigavata ulaştı ve yalnızca bir yılda 582 gigavatlık yeni kapasite devreye alındı. Bu artışın yaklaşık üçte ikisi Çin’de gerçekleşti. Güneş ve rüzgâr enerjisi, yeni kapasite artışlarının neredeyse tamamını oluşturdu. Özellikle güneş enerjisinde 453 gigavatlık ek kapasite ile tarihi bir sıçrama yaşandı. Ancak bu hızlı genişleme, istihdam artış hızına aynı ölçüde yansımadı.

Bu doğrultuda rapor, enerji dönüşümünde yeni bir faza girildiğini vurguluyor. Artan otomasyon, ölçek ekonomileri ve üretim verimliliği sayesinde her birim kapasite başına düşen iş gücü ihtiyacı azalıyor. Özellikle Çin’de yükselen verimlilik ve üretim kapasitesi, küresel istihdam artış hızını sınırlayan temel faktörlerden birini oluşturuyor. Dolayısıyla sektör büyümeye devam etse de daha az emek yoğun bir yapıya doğru evriliyor.

Teknoloji bazında bakıldığında güneş enerjisi açık ara en büyük istihdam alanı olmayı sürdürüyor. 2024’te yaklaşık 7,2 milyon kişi güneş enerjisi sektöründe çalışıyor. Onu 2,6 milyon kişiyle sıvı biyoyakıtlar, 2,3 milyon kişiyle hidroelektrik ve 1,9 milyon kişiyle rüzgâr enerjisi takip ediyor. Biyokütle, ısı pompaları, jeotermal ve okyanus enerjisi gibi diğer yenilenebilir teknolojiler, daha sınırlı ölçeklerde istihdam yaratıyor.

Yenilenebilir enerji istihdamında Çin ağırlığını koruyor

İstihdamın coğrafi dağılımı ise son derece dengesiz bir tablo ortaya çıkarıyor. Çin tek başına yaklaşık 7,3 milyon kişilik istihdamla küresel yenilenebilir enerji iş gücünün yaklaşık yüzde 44’ünü barındırıyor. Bunun temel nedeni yalnızca kurulu güç artışı değil; aynı zamanda Çin’in devasa üretim ekosistemine sahip olmasından kaynaklanıyor. Küresel güneş paneli üretiminin büyük bölümü Çin’de gerçekleşiyor ve bu da ülkeyi hem sanayi hem de istihdam açısından merkezi konuma taşıyor. Avrupa Birliği, Brezilya, Hindistan ve ABD önemli aktörler olsa da ölçek açısından Çin’in gerisinde kalıyor.

Rüzgar enerjisi tarafında ise daha karmaşık bir tablo var. 2024’te kurulumlar yüksek seviyede seyretse de Çin dışındaki ülkelerde yeni kapasite artışları önceki yıllara göre daha zayıf kalıyor. Bu da rüzgâr enerjisine yönelik istihdamın büyümesini sınırlıyor. Hidroelektrik ise hâlâ en büyük yenilenebilir elektrik kaynağı olmasına rağmen olgunluk aşamasına girmiş bir teknoloji olarak daha yavaş büyüyor. Buna karşın, işletme ve bakım faaliyetleri sayesinde istikrarlı bir istihdam zemini sunmayı sürdürüyor.

Biyoyakıtlar sektörü ise farklı bir dinamik barındırıyor. Yaklaşık 2,6 milyon kişilik istihdamın büyük kısmı tarımsal tedarik zincirinde yoğunlaşıyor. Brezilya ve Endonezya gibi ülkelerde geniş ölçekli tarımsal üretim kırsal istihdamı artırıyor. Ancak bu işlerin önemli bölümü mevsimsel, fiziksel olarak zorlayıcı ve çoğu zaman sınırlı sosyal koruma koşulları altında gerçekleşiyor.

Yenilenebilir enerji sektöründe insan sermayesinin stratejik önemi artıyor

Rapor yalnızca sayılara değil, insan boyutunu da ele alıyor. Raporda enerji dönüşümünün başarısının teknolojiye değil, insan kaynağına bağlı olduğu açıkça belirtiliyor. Rapora göre eğitim, mesleki dönüşüm ve beceri geliştirme artık kritik önem taşıyor. Özellikle dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamalarının hızlanması, sektörün ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri dönüştürüyor. Yeni dönemde yalnızca elektrikçiler ve montaj ekipleri değil; veri analistleri, yazılım uzmanları ve sistem entegratörleri de enerji sektörünün parçası haline geliyor.

Ayrıca rapor, kapsayıcılık meselesine dikkat çekiyor. Kadınların sektördeki temsili hâlâ sınırlı ve engellilerin iş gücüne katılımı yeni yeni gündeme geliyor. Adil ve kapsayıcı bir enerji dönüşümü, yalnızca çevresel değil sosyal bir gereklilik olarak ele alınıyor. Daha geniş bir yetenek havuzuna erişmek, sektörün sürdürülebilir büyümesi açısından stratejik önem taşıyor.

Rapor, toplamda 16,6 milyonluk istihdam ile yenilenebilir enerjinin artık küresel ekonominin merkezi bir unsuru haline geldiğini gösteriyor. Ancak bu büyüme, daha az emek yoğun, daha dijital ve daha rekabetçi bir yapıya doğru ilerliyor. Enerji dönüşümü artık yalnızca iklim hedefleriyle değil; sanayi politikaları, ticaret gerilimleri ve iş gücü dönüşümüyle birlikte okunması gereken çok katmanlı bir süreç olarak karşımızda duruyor. Rapor, bu süreçte belirleyici olanın yalnızca kurulu güç değil, o gücü mümkün kılan insan sermayesi olacağına dikkat çekiyor.

Paylaş