Türkiye’nin 10 yıllık su politikasını detaylarını belirleyen “Ulusal Su Planı – 2026-2035” yayımlandı.
Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan ve Cumhurbaşkanı kararıyla yürürlüğe giren “Ulusal Su Planı – 2026-2035”, Türkiye’nin su kaynaklarını daha verimli kullanmayı ve su kıtlığı riskine karşı dayanıklılığı artırmayı hedefliyor. Plan 8 ana hedef, 31 strateji ve toplam 141 eylemden oluşan kapsamlı bir yol haritası ortaya koyuyor.
Toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 79’u tarımsal faaliyetlerde kullanılıyor. Bu nedenle planın en önemli başlıklarından biri tarımsal sulama sistemlerinin modernizasyonu ve su kullanım verimliliğinin artırılması olarak öne çıkıyor.
Plan kapsamında mevcut sulama altyapısının modernize edilmesi, açık kanal sistemlerinin kapalı sistemlere dönüştürülmesi ve su kayıplarının azaltılması hedefleniyor. Böylece suyun verimli kullanımı ve kuraklık riskine karşı tarımsal üretimin korunması amaçlanıyor.
Tarım sektöründe yürütülecek Ar-Ge faaliyetleri de planın önemli bileşenlerinden birini oluşturuyor. Bu kapsamda kısıntılı sulama programlarının geliştirilmesi, toprak neminin korunmasına yönelik yeni yöntemlerin uygulanması ve kuraklığa dayanıklı ürün çeşitlerinin planlanması gibi çalışmalar gerçekleştirilecek.
Ayrıca kurak ve tuzlu koşullarda tarımsal üretimi sürdürülebilir kılmak için arazi ıslahı, drenaj sistemleri ve alternatif ürün desenlerinin geliştirilmesi gibi yöntemler üzerinde de çalışmalar yürütülecek.
Tarımsal sulamada alternatif su kaynaklarının devreye alınması da yayımlanan plan içerisinde yer alıyor. Bu çerçevede arıtılmış atık sular ve sulamadan dönen sular gibi düşük nitelikli su kaynaklarının yeniden kullanımı için gerekli teknik ve çevresel koşullar belirlenecek.
Taşkın riskine karşı yapay zekâ destekli sistem
Plan yalnızca kuraklık riskine değil, aynı zamanda aşırı yağış ve taşkın risklerine karşı da yeni önlemler içeriyor. Türkiye’de son yıllarda artan aşırı hava olayları nedeniyle taşkınların neden olduğu ekonomik kayıpların büyüdüğü belirtiliyor. Yapılan değerlendirmelere göre taşkınlar nedeniyle yaklaşık 5 milyar liralık maddi kayıp meydana geldi.
Bu nedenle taşkın yönetimi konusunda hem yapısal hem de yapısal olmayan önlemler geliştirilecek. 2030 yılına kadar tüm havzalarda yaygınlaştırılması hedeflenen “Ulusal Taşkın Tahmini ve Erken Uyarı Sistemi” bu çalışmaların merkezinde yer alıyor.
Söz konusu sistem sayesinde taşkınlara ilişkin tahminlerin 72 saat öncesine kadar yapılabilmesi mümkün olacak. Yapay zekâ tabanlı analiz yöntemleriyle elde edilen verilerin doğrulanması ve sistemin tahmin kapasitesinin güçlendirilmesi planlanıyor. Böylece taşkın risklerine karşı daha hızlı ve etkin müdahale imkânı sağlanması hedefleniyor.
Yeraltı suyu yönetimi güçlendirilecek
Plan kapsamında yeraltı suyu kaynaklarının korunmasına yönelik önemli düzenlemeler de öngörülüyor. Bu doğrultuda Su Kanunu hazırlık çalışmalarının tamamlanması ve Yeraltı Suları Hakkında Kanun’da gerekli düzenlemelerin yapılması planlanıyor.
Yeraltı sularının miktarının düzenli biçimde takip edilmesi ve kalite izleme sistemlerinin güçlendirilmesi de planın öncelikleri arasında yer alıyor. Ayrıca koruma tedbirlerini içeren kapsamlı bir yeraltı suyu eylem planı hazırlanarak uygulamaya alınacak.
Yeraltı suyu kaynaklarının sürdürülebilir şekilde yönetilmesi amacıyla yeraltı suyu depolama tesisleri ve suni besleme yapıları da inşa edilecek. Bu tür yatırımların özellikle kuraklık dönemlerinde su arz güvenliğini artırması bekleniyor.
Su kullanımında izleme sistemleri yaygınlaştırılacak
Plan kapsamında su tahsisi yapılan tüm tesislerde ölçüm ve izleme sistemlerinin yaygınlaştırılması da hedefleniyor. Böylece su kullanımının daha şeffaf ve etkin biçimde izlenmesi sağlanacak.
Tarımda ve su kaynaklarında kirliliğin azaltılması amacıyla pestisit kaynaklı kirliliğin izlenmesi ve denetlenmesine yönelik sistemler de geliştirilecek. Bunun yanı sıra evsel ve kentsel atık su arıtma tesislerinin tamamlanması ve bu tesislerin deşarj kriterlerine uygun şekilde işletilmesi sağlanacak.
Sanayi sektöründe de benzer şekilde atık su arıtma tesislerinin kurulması ve işletilmesine yönelik düzenlemeler güçlendirilecek. Endüstriyel tesislerin atık sularını çevresel standartlara uygun şekilde arıtması zorunlu hale getirilecek.
Ayrıca biyolojik filtrasyon sistemleri ve yenilikçi dezenfeksiyon yöntemleri gibi ileri su arıtma teknolojilerinin yaygınlaştırılması planlanıyor.
Sel suları depolanacak
İklim değişikliğinin su döngüsü üzerindeki etkileri yalnızca kuraklık riskini değil, aynı zamanda aşırı yağışları da artırıyor. Bu nedenle plan kapsamında sel ve taşkınlarla gelen suyun depolanması da önemli bir strateji olarak öne çıkıyor.
Uygun bölgelerde baraj ve gölet yatırımlarının yapılması planlanırken, kuraklık riski altındaki göller için özel eylem planları hazırlanacak. Böylece hem su kaynaklarının korunması hem de ekosistemlerin sürdürülebilirliği sağlanmaya çalışılacak.Yerüstü su kaynaklarında buharlaşmanın azaltılması için ise yüzer güneş enerjisi sistemleri ve benzeri teknolojilerin uygulanması planlanıyor.
Mikroplastik ve su kirliliğine karşı önlemler
Plan kapsamında su kalitesinin korunmasına yönelik yeni tedbirler de öngörülüyor. Mikroplastikler ve diğer mikrokirleticilerin su kaynaklarında yarattığı kirliliğin önlenmesi için yeni izleme ve kontrol mekanizmaları hayata geçirilecek.
İklim değişikliğine bağlı su kıtlığı ve aşırı yağışların yaratabileceği sağlık risklerinin azaltılması da planın önemli hedeflerinden biri olarak belirtiliyor.
Kararnameye buradan ulaşabilirsiniz.
