Dünya Bankası tarafından hazırlanan 2026 Karbon Fiyatlandırmasının Durumu ve Eğilimleri Raporu, karbon fiyatlandırma politikalarının küresel ölçekte genişlemeye devam ettiğini ortaya koydu. Rapora göre, dünya genelindeki sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 29’u artık 87 farklı doğrudan karbon fiyatlandırma politikası kapsamında bulunuyor.
Küresel ekonomide mali baskılar, enerji piyasalarındaki dalgalanmalar ve artan kalkınma finansmanı ihtiyacı devam ederken, karbon fiyatlandırması ve karbon piyasaları sürdürülebilir ve dayanıklı büyümeyi destekleyen politika araçları arasında giderek daha fazla öne çıkıyor.
Doğru tasarlanan karbon fiyatlandırma mekanizmaları inovasyonu, kaynak verimliliğini ve düşük karbonlu yatırımları desteklerken, hükümetlere de iklim ve kalkınma politikalarının finansmanı için gelir sağlıyor. Karbon piyasaları ise doğa temelli çözümlerden sanayide verimlilik ve teknolojik dönüşüm yatırımlarına kadar farklı alanlara finansman aktarılmasına katkı sunuyor.
Küresel Karbon Fiyatı 10 Yılda İki Katına Yaklaştı
Rapora göre küresel ortalama karbon fiyatı, 2016 yılında yaklaşık 10 ABD doları/tCO₂e seviyesindeyken 2026 itibarıyla 21 ABD doları/tCO₂e seviyesine yükseldi. Karbon fiyatları yalnızca 2026 yılında genel olarak yüzde 7 artış gösterdi.
Bölgesel ortalama karbon fiyatlarında önemli farklılıklar devam ediyor. Avrupa ve Orta Asya’da ortalama fiyat 68 ABD doları/tCO₂e, Kuzey Amerika’da 43 ABD doları/tCO₂e seviyesinde bulunuyor. Bu rakam Sahra Altı Afrika’da 19, Doğu Asya-Pasifik’te 11, Latin Amerika ve Karayipler’de 4, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da ise 2 ABD doları/tCO₂e düzeyinde seyrediyor.
Gelir gruplarına göre değerlendirildiğinde ortalama karbon fiyatı yüksek gelirli ülkelerde 44, üst-orta gelirli ülkelerde 11 ve alt-orta gelirli ülkelerde 7 ABD doları/tCO₂e olarak hesaplanıyor.
Emisyon kapsamı açısından ise farklı bir görünüm ortaya çıkıyor. Doğu Asya-Pasifik bölgesinde emisyonların yüzde 71’i doğrudan karbon fiyatlandırması kapsamında bulunurken, bu oran üst-orta gelirli ülkelerde yüzde 68, yüksek gelirli ülkelerde ise yüzde 31 seviyesinde.
ETS’lerin Karbon Fiyatlandırmasındaki Payı Artıyor
Emisyon Ticaret Sistemleri (ETS) son 10 yılda hızlı bir genişleme gösterdi. ETS’lerin kapsadığı küresel emisyonların payı 2016 yılından bu yana yüzde 8 seviyesinden yüzde 24’ün üzerine çıktı. Karbon vergilerinin kapsadığı pay ise aynı dönemde yüzde 4-5 seviyelerinde görece sabit kaldı.
Japonya, Hindistan, Sırbistan, Moritanya ve Vietnam gibi ülkelerde farklı tasarım özelliklerine sahip yeni ETS ve karbon vergisi uygulamaları hayata geçiriliyor. Ülkelerin farklı modeller benimsemesi, karbon fiyatlandırmasında tek bir yaklaşım bulunmadığını ve mekanizmaların ulusal ekonomik ve sektörel koşullara göre tasarlandığını gösteriyor.
Geliştirme aşamasındaki politikaların tamamen uygulanması durumunda, 2030 yılına kadar küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık üçte birinin doğrudan karbon fiyatlandırması kapsamına girebileceği öngörülüyor.
Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM) ise doğrudan küresel emisyonların yüzde 0,5’inden daha azını kapsamasına rağmen, karbon fiyatlandırmasının uluslararası ticaret politikalarıyla bütünleşmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Karbon Fiyatlandırma Gelirleri 107 Milyar Dolara Ulaştı
Karbon fiyatlandırmasından elde edilen küresel gelirler de son 10 yılda önemli ölçüde arttı. 2016 yılında 30 milyar ABD dolarının altında bulunan gelirler, 2021 yılından itibaren yıllık 100 milyar ABD dolarının üzerine çıktı.
2024 yılında karbon fiyatlandırmasından toplam 105 milyar ABD doları gelir elde edildi. Bunun 71 milyar doları ETS’lerden, 34 milyar doları ise karbon vergilerinden sağlandı.
2025 yılında toplam gelir 107 milyar ABD dolarına yükseldi. ETS gelirleri 80 milyar dolara çıkarken, karbon vergilerinden sağlanan gelir 27 milyar dolar seviyesine geriledi.
Rapora göre gelirlerin büyük bölümü gelişmiş ekonomilerde elde edilmeye devam ediyor. Bu durumun temel nedenleri arasında gelişmekte olan ülkelerde karbon fiyatlarının görece düşük olması ve bazı ETS’lerde açık artırma mekanizmalarının sınırlı uygulanması bulunuyor.
Karbon Kredisi Piyasalarında Dalgalı Görünüm
Karbon kredisi piyasalarında ise büyüme ve dalgalanma bir arada devam ediyor. Karbon kredisi ihraçları 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 8 artarak 433 milyon tCO₂e seviyesine ulaştı. Bununla birlikte toplam ihraç miktarı, 2022 yılında kaydedilen zirve seviyenin altında kaldı.
Bağımsız mekanizmalar toplam kredi ihraçlarının yaklaşık yüzde 70’ini oluşturdu. Gold Standard 81 milyon tCO₂e, Verra 76 milyon tCO₂e ve CATS 73 milyon tCO₂e ihraç hacmiyle öne çıkan mekanizmalar arasında yer aldı.
Paris Anlaşması Karbon Kredilendirme Mekanizması kapsamında ilk geçici kredi ihracının yapılması da raporlama döneminin dikkat çeken gelişmeleri arasında yer aldı.
Karbon kredilerinin kullanımında ise düşüş görüldü. 2023 yılında 212 milyon tCO₂e olan karbon kredisi emeklilikleri, 2024 yılında 257 milyon tCO₂e ile zirve yaptıktan sonra 2025 yılında yaklaşık yüzde 10 azalarak 230 milyon tCO₂e seviyesine geriledi.
2025 yılındaki toplam kullanımın 188 milyon tCO₂e’si gönüllü, 42 milyon tCO₂e’si ise zorunlu piyasalarda gerçekleşti. Böylece toplam kullanımın yüzde 80’den fazlasını gönüllü piyasalar oluşturdu. Zorunlu kullanımda Kolombiya 14,7 milyon tCO₂e, Avustralya ise 8,7 milyon tCO₂e ile öne çıktı.
Gelecekte teslim edilmek üzere yapılan karbon kredisi alım anlaşmalarının toplam değeri ise 2025 yılında 12 milyar ABD dolarına ulaştı.
Yüksek Kaliteli Krediler Fiyat Primiyle İşlem Görüyor
Karbon kredisi fiyatları 2025 yılında genel olarak hafif bir gerileme eğilimi gösterirken, yüksek kaliteli ve uluslararası uyum sistemlerine uygun krediler daha yüksek fiyatlarla işlem görmeye devam etti.
Uluslararası havacılığın karbon dengeleme ve azaltma sistemi CORSIA kapsamında uygun görülen krediler 15-22 ABD doları/tCO₂e aralığında fiyatlanırken, diğer kredi türlerinin büyük bölümü 1-14 ABD doları/tCO₂e bandında kaldı.
CORSIA’ya uygun krediler, diğer kredilere kıyasla 1,50 ila 6 ABD doları/tCO₂e arasında fiyat primiyle işlem gördü. Güneydoğu Asya’daki bazı orman koruma projelerinde arz kısıtları nedeniyle kısa süreli fiyat artışları yaşanırken, kredi derecelendirmeleri ile fiyatlar arasındaki ilişkinin de güçlendiği görüldü.
Rapordaki bulgular, karbon fiyatlandırmasının küresel iklim politikalarında daha geniş bir uygulama alanına ulaştığını gösteriyor. Bununla birlikte bölgeler ve gelir grupları arasındaki fiyat farklılıkları, karbon piyasalarının güvenilirliği ve yüksek bütünlüğe sahip kredi arzının artırılması, önümüzdeki dönemin temel gündem başlıkları arasında yer almayı sürdürüyor.
KAYNAK:
