Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA), küresel ölçekte yenilenebilir enerji teknolojilerinin maliyet eğilimlerini, ekonomik etkilerini ve fosil yakıtlarla rekabet gücünü ele alan “2025 Yılında Yenilenebilir Güç Üretim Maliyetleri” raporunu yayımladı.
Rapora göre yenilenebilir enerji, 2025 yılında da dünyanın büyük bölümünde yeni elektrik üretim yatırımları açısından en rekabetçi seçenek olmayı sürdürdü. 2025’te devreye alınan şebeke ölçekli yenilenebilir enerji kapasitesinin yüzde 90’dan fazlası, en düşük maliyetli yeni fosil yakıt alternatifinden daha düşük maliyetle elektrik üretti.
2025 yılında küresel yenilenebilir enerji kapasitesine 690 GW’ın üzerinde yeni kapasite eklenirken, bunun 500 GW’dan fazlasını güneş PV, yaklaşık 160 GW’ını ise rüzgâr enerjisi oluşturdu. Yenilenebilir enerji kaynakları aynı yıl küresel toplam kurulu güç kapasitesinde kömürü geride bıraktı.
Güneş ve Rüzgâr Maliyet Avantajını Koruyor
Rapora göre, yenilenebilir enerji maliyetlerinde son 15 yılda yaşanan güçlü düşüş eğilimi 2025 yılında daha dengeli bir seyir izlemeye başladı.
Güneş PV için küresel ortalama düzeylendirilmiş elektrik maliyeti (LCOE) 2024 yılındaki seviyesini koruyarak megavatsaat başına 44 ABD doları oldu. Kara tipi rüzgâr enerjisinde bu değer 33 ABD doları/MWh seviyesine gerilerken, deniz üstü rüzgâr enerjisinde 78 ABD doları/MWh olarak gerçekleşti.
Uzun dönemli eğilimler ise maliyet dönüşümünün boyutunu ortaya koyuyor. 2010’dan bu yana güneş PV’nin elektrik üretim maliyeti yüzde 89, kara tipi rüzgârın yüzde 71 ve deniz üstü rüzgârın yüzde 63 oranında azaldı.
Raporda ülkeler arasındaki maliyet farklılıklarına da dikkat çekiliyor. Örneğin güneş PV’nin LCOE değeri 2025 yılında Hindistan’da 35 ABD doları/MWh, Çin’de 36 ABD doları/MWh ve Almanya’da 65 ABD doları/MWh olarak hesaplandı. Kara tipi rüzgâr enerjisinde ise Çin, 27 ABD doları/MWh ile incelenen başlıca pazarlar arasında en düşük maliyet seviyesine sahip oldu.
Batarya Maliyetlerindeki Düşüş Yeni Bir Dönemin Kapısını Açıyor
Raporda öne çıkan en önemli gelişmelerden biri, batarya depolama maliyetlerindeki hızlı düşüş oldu. IRENA’ya göre dört saatlik şebeke ölçekli batarya sistemlerinin kurulum maliyeti 2025 yılında yaklaşık yüzde 30 düşerek kilovatsaat başına 140 ABD doları seviyesine geriledi. Bu değer, 2010 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 95’lik bir maliyet düşüşüne karşılık geliyor.
Batarya maliyetlerinin gerilemesi, yenilenebilir enerji yatırımlarının ekonomik yapısını da değiştiriyor. Güneş ve rüzgâr santrallerinin depolama sistemleriyle birlikte geliştirilmesi; elektrik üretiminin talebin yüksek olduğu saatlere kaydırılmasına, şebeke bağlantılarının daha verimli kullanılmasına ve elektrik fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı dayanıklılığın artırılmasına olanak sağlıyor.
Rapora göre yüksek kaliteli sahalarda yüzde 95 güvenilirlik sağlayan güneş enerjisi ve batarya sistemlerinin maliyeti, 2020 yılında 100 ABD doları/MWh’nin üzerindeyken 2025 yılında 85 ABD doları/MWh’nin altına geriledi.
Yenilenebilir Enerji Ekonomik Dayanıklılığı da Güçlendiriyor
IRENA, yenilenebilir enerjinin etkisinin yalnızca elektrik üretim maliyetleriyle sınırlı olmadığına dikkat çekiyor.
Rapora göre yenilenebilir enerji kaynakları 2025 yılında dünya genelinde yaklaşık 480 milyar ABD doları tutarında fosil yakıt maliyetinin önlenmesini sağladı. Aynı dönemde yaklaşık 8,4 milyar ton CO₂ emisyonunun önüne geçildi. IRENA, bu sonuçların yenilenebilir enerjinin enerji güvenliği, ekonomik istikrar ve dayanıklılık açısından da giderek daha önemli hale geldiğini gösterdiğini belirtiyor.
Yakıt maliyetine ihtiyaç duymayan yenilenebilir enerji santralleri, özellikle fosil yakıt fiyatlarının yükseldiği dönemlerde ekonomiler için önemli bir koruma mekanizması oluşturuyor. Raporda bu nedenle yenilenebilir enerjinin, küresel enerji piyasalarında yaşanan fiyat şoklarına karşı bir tür ekonomik ve jeopolitik tampon işlevi gördüğü vurgulanıyor.
Maliyet Düşüşlerinde Daha Yavaş Bir Dönem Bekleniyor
IRENA’ya göre yenilenebilir enerji teknolojilerinin maliyetleri önümüzdeki yıllarda düşmeye devam edecek. Ancak özellikle güneş PV ve kara tipi rüzgâr gibi olgunlaşan teknolojilerde geçmiş 15 yıldaki kadar hızlı maliyet düşüşleri beklenmiyor.
Raporda; finansman maliyetleri, emtia ve kritik mineral fiyatlarındaki dalgalanmalar, tedarik zincirlerindeki değişimler, izin süreçleri ve şebeke bağlantısı darboğazlarının yeni projelerin maliyetleri üzerinde belirleyici olmaya devam edeceği belirtiliyor. Özellikle finansmana erişim ve sermaye maliyetleri, ülkeler arasındaki yenilenebilir enerji maliyet farklarının temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. (IRENA)
IRENA’nın değerlendirmesi, enerji dönüşümünün bundan sonraki aşamasında yalnızca yeni yenilenebilir enerji kapasitesi kurmanın yeterli olmayacağına işaret ediyor. Elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi, depolama yatırımlarının yaygınlaştırılması, uygun maliyetli finansmana erişimin artırılması ve izin süreçlerinin hızlandırılması, yenilenebilir enerjinin maliyet avantajının enerji sisteminin bütününe yansıtılması açısından kritik önem taşıyor.
KAYNAK:
