IEA Elektrifikasyon Özel Raporu: Küresel Elektrifikasyon Hedefi ve 2035 Perspektifi

IEA Elektrifikasyon Özel Raporu: Küresel Elektrifikasyon Hedefi ve 2035 Perspektifi

Türkiye ve Avustralya’nın talebiyle, COP31 Başkanlığı ile IEA (Uluslararası Enerji Ajansı) arasındaki stratejik ortaklık kapsamında hazırlanan “Elektrifikasyon Özel Raporu”, elektrifikasyonun, yani enerji ihtiyaçlarının elektrikle karşılanmasının artırılmasının ekonomik, çevresel ve enerji güvenliği üzerindeki etkilerini ortaya koydu. Hedef ise elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payının 2035 yılına kadar %35’e çıkarılması.

Raporda; elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payı %23 olarak kaydedildi. 2025 teknoloji maliyetleri, enerji fiyatları ve finansman koşullarıyla ekonomik olarak uygulanabilir potansiyel yaklaşık %33, mevcut politika koşullarına dayanan 2035 görünümü ise yaklaşık %30 olarak kayda geçti.

Yüksek Elektrifikasyon Senaryosunda Elektriğin Payı 2035’te %35’e Çıkıyor

Raporda incelenen yüksek elektrifikasyon senaryosunda, elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payının 2035 yılına kadar %35’e yükselmesi öngörülüyor. Bu hedef, son kullanım sektörleri açısından 2050’de küresel net sıfır emisyona ulaşma politikalarıyla uyumlu görülüyor. Ülkelerin ekonomik yapıları, enerji sistemleri ve politika hedefleri farklı olduğu için bütün ülkelerin aynı elektrifikasyon oranına ulaşması öngörülmüyor.

Ekonomide Elektriğin Rolü

Küresel elektrik talebi, 2015–2025 arasında yılda %3’ten fazla artarken bu, toplam enerji talebindeki büyümenin yaklaşık iki katı anlamına geliyor.

Elektrik, dünya GSYH’sinin %45’inden fazlasını oluşturan ekonomik faaliyetlerin enerji ihtiyacında önemli bir rol üstleniyor. Elektriğin nihai enerji tüketimindeki payı %23 ancak elektrikli teknolojilerin yüksek verimliliği sayesinde tüketicilere sağlanan enerji hizmetlerindeki payı yaklaşık %40.

Elektrifikasyonla ilişkili sektörler, 2020’den bu yana küresel sanayi gelirlerindeki artışın yaklaşık beşte birini oluşturdu. Elektrifikasyonun büyümesini destekleyen şirketlerin küresel gelirleri, 2020 yılından bu yana yılda %15 arttı. Üretim, şebekeler ve son kullanım elektrifikasyonuna yönelik yatırımların 2026’da 2 trilyon ABD dolarına, toplam enerji yatırımlarının yaklaşık %60’ına ulaşması öngörülüyor.

Klima, veri merkezleri, yapay zekâ, dijital hizmetler, elektrikli araçlar ve gelişmiş imalat, talep artışının başlıca kaynakları arasında yer alıyor.

Elektrifikasyonun Artırılması İçin En Büyük Potansiyel: Ulaşım

Rapora göre; lityum iyon batarya fiyatları, 2010’dan bu yana %90 oranında düştü. Bugünkü koşullarda, petrole dayalı karayolu ulaşımı talebinin yaklaşık yarısı ekonomik olarak rekabetçi biçimde elektrikle karşılanabilir . Batarya fiyatlarının son yıllardaki eğilime paralel olarak düşmeye devam etmesi halinde bu oran beşte dördün üzerine çıkabilir.

Elektrikli otomobillerin yeni otomobil satışlarındaki payı 2015’te %1’in altındayken 2025 yılında yaklaşık %25’e ulaştı. 2025’te iki ve üç tekerlekli araç satışlarının %15’i ise elektrikli.

Mevcut politika koşullarında, elektrikli otomobillerin 2035 yılında küresel satışların yaklaşık yarısını oluşturması bekleniyor.

Yüksek Elektrifikasyon Senaryosunda, bugün yaklaşık %2 olan ulaşımda elektriğin enerji tüketimindeki payının 2035’te %13’e yükselmesi, yollardaki elektrikli otomobil sayısının ise yaklaşık 80 milyondan 700 milyona çıkması öngörülüyor. Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla küresel petrol talebinde sağlanan azalmanın da bugün yaklaşık 2,3 milyon varil/gün düzeyinden 2035’te 18 milyon varil/güne yükselmesi bekleniyor.

Mevcut politikalarla 2035’te önlenen petrol talebi yaklaşık 10 milyon varil/gün. Yüksek Elektrifikasyon Senaryosunda kamuya açık şarj altyapısının ise dört katına çıkarılması öngörülüyor.

Binalarda ve Sanayide Elektrifikasyon

Binalarda soğutma, ev aletleri ve bilgi teknolojileri gibi kullanımlar büyük ölçüde elektriğe dayanıyor. İlave potansiyel ise özellikle mekân ve su ısıtmasında yer alıyor.

Rapora göre; küresel mekân ısıtma talebinin yarısı, ekonomik olarak rekabetçi biçimde elektrikle karşılanabilir. Gelişmiş ekonomiler ve Çin’deki ısıtma piyasalarının yaklaşık %75’inde ısı pompaları bugün rekabetçi olarak kabul ediliyor.

Hem ısıtma hem soğutma sağlayan tersinir ısı pompaları, iki ihtiyacın birlikte bulunduğu bölgelerde ekonomik bir çözüm sunuyor. Yüksek Elektrifikasyon Senaryosunda ısı pompası satışlarının 2035’e kadar dört katına çıkması; toplam kurulu ısı pompası kapasitesinin ise 4.000 GW’a ulaşması bekleniyor.

İndüksiyonlu ocakların yaygınlaşması halinde yemek pişirmede elektrifikasyonu desteklemesi bekleniyor.

Sanayide yakın vadeli fırsatlar; tekstil, gıda işleme, kâğıt ve selüloz ile bazı kimyasal üretim süreçlerinde yoğunlaşıyor. Düşük ve orta sıcaklıklı sanayi uygulamalarındaki enerji tüketiminin yaklaşık %40’ının, maliyet açısından etkin biçimde elektrikle karşılanabileceği düşünülüyor.

Elektrikli olmayan motorların dönüşümü de önemli bir potansiyel olarak kabul ediliyor. Rapora göre; daha ileri sanayi elektrifikasyonu ise teknoloji geliştirme ve yenilik yatırımlarına bağlı.

Bölgeler Arasında Farklılıklar Bulunuyor

Bütün bölgelerde kullanılmamış ekonomik elektrifikasyon potansiyeli bulunuyor. Fakat enerji fiyatları, vergiler, finansman koşulları, altyapı ve sanayi öncelikleri bu potansiyeli değiştiriyor.

Mevcut ekonomik potansiyelin kullanılması halinde Avrupa’nın elektrifikasyon oranını yaklaşık 15 yüzde puan, Orta Doğu’nunkini ise 5 yüzde puan artırabilir.

Gelişmiş ekonomiler ve Çin’de başlıca fırsatlar, otomobiller ve ısıtma olarak öne çıkıyor. Gelişmekte olan ekonomilerde hafif sanayi, yoğun kentler, iki ve üç tekerlekli araçlar, yemek pişirme ve su ısıtma öne çıkıyor. Modern enerjiye erişimin eksik olduğu ülkelerde ise öncelik, elektrik ve temiz yemek pişirme çözümlerine erişim olarak sıralanıyor.

Enerji Güvenliği ve İthalat Üzerindeki Etkiler

Yüksek Elektrifikasyon Senaryosunda, enerji ithalatçısı bölgelerin yıllık enerji ithalat faturalarının 2035’te, 2025’e kıyasla yaklaşık dörtte bir oranında azalması öngörülüyor. IEA’nın temel fiyat varsayımlarına göre bu azalış yılda yaklaşık 400 milyar ABD dolarına karşılık geliyor. Hesaplamada 2026’da gözlenen daha yüksek enerji fiyatlarının esas alınması halinde ise yıllık tasarrufun 500 milyar ABD dolarını aşabileceği belirtiliyor.

2035 yılında elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla küresel petrol talebinde sağlanması öngörülen günlük 18 milyon varillik azalmanın yaklaşık beşte dördünün, yakıt ithal eden bölgelerde gerçekleşmesi bekleniyor.

Rapora göre, doğal gazla çalışan bir ısıtma sistemi ısı pompasıyla değiştirildiğinde, gerekli ilave elektriğin tamamı doğal gazdan üretilse dahi verimlilik kazanımı toplam doğal gaz talebini düşürebilir. Bununla beraber, doğal gaz talebi ve ithalatı üzerindeki genel sonuç, elektrik üretim bileşimine bağlı.

Rapora göre, kritik mineraller ve bazı teknolojilerin üretimindeki coğrafi yoğunlaşma yeni bağımlılıklar yaratabilir. Teknoloji tedarikindeki kesintiler ise hâlihazırda kurulmuş ekipmanın çalışmasını doğrudan durdurmuyor; ancak dijital bağlantılı enerji varlıklarının uzaktan kontrolü ve siber güvenlik ayrı riskler olarak görülüyor.

Elektrik Üretimi, Şebekeler ve Depolama ihtiyacı

Düşük emisyonlu kaynakların küresel elektrik üretimindeki payı, 2015’te %33’ten 2025’te %42’ye yükseldi. Yenilenebilir enerji ve nükleer, bu dönemdeki üretim artışının yaklaşık %70’ini sağladı.

Yüksek Elektrifikasyon Senaryosunda, elektrifikasyonun hızlanması; elektrik üretimi, şebekeler, depolama ve talep esnekliğinde eş zamanlı yatırımları gerekli kılıyor. Yüksek Elektrifikasyon Senaryosunda elektrik talebinin 2035’e kadar yılda 1.400 TWh artması, küresel şebeke uzunluğunun 115 milyon kilometreye ulaşması öngörülüyor. Aynı dönemde yıllık güneş PV kapasite ilavelerinin 1.200 GW’ın üzerine, rüzgâr kapasite ilavelerinin yaklaşık 400 GW’a çıkması; batarya depolama kapasitesinin ise yaklaşık on kat artarak 2.900 GW’a ulaşması bekleniyor.

Rapora göre, şebeke, üretim, depolama, dijital sistemler ve talep esnekliğinin birlikte geliştirilmesi gerekiyor.

Emisyonlar ve Hava kirliliği

Elektrik üretimi yılda yaklaşık 14 milyar ton CO₂ salıyor; bu emisyonlar ise henüz zirveye ulaşmadı.

Yüksek Elektrifikasyon Senaryosunda, son kullanım sektörlerindeki CO₂ emisyonlarının 2035’e kadar yaklaşık %40 azalması beklenirken, bu azalışa elektrifikasyonun yaklaşık 5 milyar ton, verimlilik ve diğer önlemlerin ise 3 milyar ton katkı sağlaması öngörülüyor.

Elektrifikasyonun, elektrik üretimindeki daha hızlı dönüşümle beraber gerçekleşmesi durumunda toplam enerji sektörü emisyonlarının yarıdan fazla azalması, son kullanım sektörlerinde fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan hava kirletici emisyonlarının gelecek on yılda %30 azalması bekleniyor. Bu durumda dış ortam hava kirliliğine bağlı yılda yaklaşık 240.000 erken ölümün önleneceği öngörülüyor.

Raporda elektrifikasyonun tek başına iklim hedefleri için yeterli olmadığı belirtiliyor. Verimlilik, yenilenebilir enerji, nükleer, biyoenerji, karbon yakalama ve depolama ile hidrojen ve türevleri gibi düşük emisyonlu yakıtlar da gerekiyor.

Yatırımlar, Tüketici Maliyetleri ve İstihdam

Rapora göre, Yüksek Elektrifikasyon Senaryosunda son kullanım elektrifikasyonuna yapılan küresel yatırımın, 2035’te üç katına çıkarak yaklaşık 1 trilyon ABD dolarına ulaşması, Yüksek Elektrifikasyon Senaryosunun net sıfırla uyumlu elektrik arzı durumunda üretim, depolama ve şebekelere yapılan yıllık yatırımın, 2025’te yaklaşık 1,5 trilyon ABD dolarından 2035’te yaklaşık 2,5 trilyon ABD dolarına yükselmesi öngörülüyor.

Aynı durumda şebeke yatırımlarının 2025’te 450 milyar ABD dolarından 2035’te yaklaşık 930 milyar ABD dolarına çıkması, Yüksek Elektrifikasyon Senaryosunun ortalama hane enerji faturalarının, 2035’te bugüne göre yaklaşık %15 azalması bekleniyor.

Elektrikli araçlar, içten yanmalı motorlu araçlardan yaklaşık üç kat daha verimli. Ancak araç ve ısıtma ekipmanının başlangıç maliyetleri, özellikle düşük gelirli haneler için engel olabilir.

Elektrikle ilişkili istihdam, 2019’dan bu yana yılda ortalama %4 büyüdü; enerji sektörü ve ekonominin genelindeki ortalama büyüme ise %1,5 olarak kaydedildi.

Yüksek Elektrifikasyon Senaryosuna uygun bir dönüşüm, elektrifikasyonla bağlantılı mesleklerde önemli yeni istihdam olanakları yaratabilir; bu alanlardaki iş gücü ihtiyacının mevcut seviyenin yaklaşık iki katına ulaşabileceği öngörülüyor.

Elektriğe Erişim ve Raporun Önerileri

Bugün yaklaşık 730 milyon insanın elektriğe erişimi bulunmuyor. Kişi başına yıllık elektrik tüketimi Sahra Altı Afrika’da 200 kWh, gelişmiş ekonomilerde ve Çin’de ise ortalama yaklaşık 7.000 kWh.

Raporda ayrıca ele alınan elektrik ve temiz yemek pişirme hizmetlerine erişimi hızlandırma senaryosunda, elektrik erişiminin sağlanması için ortalama yıllık yaklaşık 23 milyar ABD doları yatırım gerekiyor.

Raporda; sektörler arası elektrifikasyon stratejileri geliştirmek, ülke koşullarına uygun öncelikler belirlemek, elektrik ve temiz yemek pişirmeye erişimi artırmak, başlangıç yatırımlarında tüketicileri desteklemek, enerji fiyatlarındaki çarpıklıkları gidermek, tedarik zincirlerini çeşitlendirmek, elektrik altyapısını güçlendirmek, mesleki eğitime yatırım yapmak ve uluslararası iş birliğini artırmak gibi öneriler yer alıyor.

KAYNAK:

IEA

 

Paylaş