Dünya Çevre Günü’nde bu yıl arazi restorasyonunun önemine dikkat çekiliyor

Dünya Çevre Günü’nde bu yıl arazi restorasyonunun önemine dikkat çekiliyor

Çölleşme, kuraklık ve arazi bozulumu küresel nüfusun yaklaşık yüzde 25’ini ve GSYH’nin yarısını doğrudan tehdit ediyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından 1973 yılından bu yana her yıl kutlanan Dünya Çevre Günü, bu yıl “Arazi Restorasyonu, Çölleşme ve Kuraklık Dayanıklılığı” temasıyla Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor.

Bu yıl Dünya Çevre Günü, 2021-2030 yılları arasında sürecek olan BM Ekosistem Restorasyonu On Yılı’nın anahtar unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Ekosistemlerin korunması ve canlandırılması için bir çağrı niteliği taşıyan bu on yıl, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmada kritik bir rol oynuyor.

Çölleşme, kuraklık ve arazi bozulumu gibi çevresel sorunlar, dünya nüfusunun yaklaşık yarısını etkileyen ve küresel GSYH’nin yaklaşık yarısını risk altına sokan  milyarlarca hektar araziyi tehdit ediyor. Kırsal topluluklar, küçük çiftçiler ve aşırı yoksullar bu durumdan en çok etkilenen kesimler arasında yer alıyor. Ancak arazi restorasyonu, bu olumsuz dalgayı tersine çevirmek için önemli bir fırsat sunuyor. Arazi restorasyonuna yapılacak her  1 dolar yatırım, 30 dolara kadar ekonomik fayda sağlıyor. Restorasyon geçim kaynaklarını artırıyor, yoksulluğu azaltıyor ve aşırı hava koşullarına karşı dayanıklılığı artırıyor.

Ekosistemlerin korunması, gıda güvenliği açısından da büyük önem taşıyor. Sadece tarımsal ormancılık yoluyla yapılan restorasyon 1,3 milyar insanın gıda güvenliğini artırma potansiyeli taşıyor. Deniz balıkçılığının maksimum verim sağlayacak şekilde restore edilmesi ise balıkçılık üretiminin 16,5 milyon ton artmasını ve yıllık 32 milyar dolar değer yaratmasını sağlıyor.

Birleşmiş Milletler, dikkatli bir planlama ile dönüştürülmüş arazilerin %15’inin restorasyonunun gerçekleştirilmesi ve doğal ekosistemlerin daha fazla tahrip edilmesinin durdurulmasının, türlerin yok oluşlarının %60’ını önleyebileceğine dikkat çekiyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, Dünya Çevre Günü’ne yönelik yayımladığı yazılı duyuruda İnsanlık toprağa bağlıdır. Ancak dünyanın her yerinde kirlilik, iklim kaosu ve biyolojik çeşitliliğin yok edilmesinden oluşan zehirli bir kokteyl, sağlıklı toprakları çöllere ve gelişen ekosistemleri ölü bölgelere dönüştürüyor. Ormanları ve otlakları yok ediyor ve toprağın ekosistemleri, tarımı ve toplulukları destekleme gücünü azaltıyor. Bu da mahsullerin azalması, su kaynaklarının yok olması, ekonomilerin zayıflaması ve toplumların tehlikeye girmesi anlamına geliyor. Sürdürülebilir kalkınma zarar görüyor. Ölümcül bir döngünün içine hapsolmuş durumdayız. Arazi kullanımı gezegenimizi ısıtan karbondioksit emisyonlarının yüzde on birinden sorumlu. Artık bu durumu düzeltmenin zamanı geldi” ifadelerini kullandı.

Türkiye Çevre Haftası “Hepimizin Bir Dünyası Var” temasıyla kutlanıyor

Türkiye, çevre bilincini artırmak ve sürdürülebilir gelecek için adımlar atmak amacıyla her yıl Dünya Çevre Günü’nü kapsayan haftayı “Türkiye Çevre Haftası” olarak kutlamaya devam ediyor. 2022 yılında başlatılan girişim, çevre sorunlarının daha geniş kitlelerce tartışılmasını ve çözümler üretilmesini amaçlıyor. Bu yıl Türkiye Çevre Haftası “Hepimizin Bir Dünyası Var” temasıyla kutlanıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Çevre Günü ve Türkiye Çevre Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, daha yeşil ve temiz bir Türkiye için atık yönetimi, iklim dostu teknoloji kullanımı, enerji kaynaklarının verimli kullanımı, hava, su ve toprak kalitesinin iyileştirilmesi gibi alanlarda önemli çalışmaların hızla sürdürüldüğünü belirtti. Erdoğan, ülke genelinde katı atık toplama tesislerinin yaygınlaştırılmasının, insan ve çevre sağlığının korunmasında kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

“İçtiğimiz suyun, soluduğumuz havanın, ayak bastığımız toprağın ve bilinçsizce tükettiğimiz kaynakların korunması için doğaya saygılı ve çevreye duyarlı bir tüketim anlayışını yerleştirmeye çalışıyoruz” diyen Erdoğan, aileler ve eğitimcilerin bu konuda büyük sorumluluk taşıdığını ifade etti.

 

Paylaş