,

Sanayide Güneş Enerjisinin Getirdiği Fırsatlar

Sanayide Güneş Enerjisinin Getirdiği Fırsatlar

“Yeşil Gündem Sohbetleri”nin dördüncüsü, “Endüstri Tesisleri için Güneş Enerjisinden Elektrik Üretimi Fırsatları” başlığıyla gerçekleşti. İSO Sürdürülebilirlik Platformu Başkanı Mustafa Tacir’in ev sahipliğinde ve Gökhan Şen’in moderatörlüğünde gerçekleşen panele, EUROSOLAR Türkiye Başkanı ve Beykent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, Solarbaba Kurucusu Ateş Uğurel, Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği Asbaşkanı Tolga Murat Özdemir, TURSEFF Finans Kurumları İlişkileri Müdürü Seyran Hatipoğlu, TSKB Kurumsal Bankacılık Satış Müdürü Volkan Karaben ve Bant Boru Sanayi ve Ticaret A.Ş. Finans Müdürü Yücel Kaplan konuşmacı olarak katıldı.

“Fosil yakıtlara bağımlı ülkelerin kırılganlığı ortaya çıktı”

Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren İSO Sürdürülebilirlik Platformu Başkanı Mustafa Tacir, son dönemde elektrik ve doğalgaz fiyatlarında yaşanan artış ve Ukrayna-Rusya krizi gibi etkenlerin fosil yakıtlara bağımlı ülkelerin kırılganlığını ortaya çıkardığına dikkat çekti: “Yenilenebilir enerji kaynakları arasında yıldızı parlayan güneş enerjisi küresel ölçekte 2021’deki tüm yenilenebilir enerji arzının yarısından fazlasını tek başına karşıladı. Güneş enerjisi kirletici olmamasının yanı sıra çok sayıda iş fırsatı yaratmasıyla da diğer enerji kaynaklarından ayrışıyor.”

Sürdürülebilir enerjinin İstanbul Sanayi Odası için önemli gündem maddelerinden biri olduğunu vurgulayan Tacir, sözlerine şöyle devam etti: “Yenilenebilir ısıtma ve soğutma teknolojileri genellikle düşük işletme maliyetlerine sahipken, fosil yakıt bazlı seçeneklere kıyasla daha yüksek ilk yatırım maliyetleri bulunuyor. Dolayısıyla ısıtma ve soğutmada yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırmak için vergi indirimleri, kredi programları, doğrudan destek gibi mali teşviklere ihtiyaç var. Özellikle sanayide termal güneş panelleriyle su ısıtma uygulaması çok yaygın değil. Solar termal güneş panellerinin sanayide kullanımını teşvik etmek için bu projelerin de verimlilik artırıcı projeler kapsamında değerlendirilmesi bir çözüm olabilir. Ayrıca güneş enerjisi panellerinin ve ekipmanlarının yerlileşmesi ve kamu tarafından verilecek desteklerin artırılması da sanayide güneş enerjisinin kullanımını teşvik edecektir.”

“Yenilenebilir enerjiye geçiş artık bir tercih değil”

Sözlerine yılda 8,7 milyon kişinin hava kirliliğinden yaşamını yitirdiğini aktararak başlayan EUROSOLAR Başkanı ve Beykent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, yenilenebilir enerjiye geçişin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurguladı: “Yenilenebilir enerjiye geçiş konusunda artık Avrupa da daha çok inisiyatif alıyor. Örneğin 2030’da 100 şehrin iklim-nötr hale gelmesi için başlatılan bir proje kapsamında Türkiye’den 24, Avrupa’dan ise 377 şehrin başvurusu alındı. Farklı gelişme durumlarından seçilecek bu şehirlerin tüm ülkeler için örnek olması hedefleniyor. Bu şehirlerde yenilenebilir enerjiye yüzde 100 geçiş sağlanacak, iş modelleri ve altyapılar yenilenebilir enerji entegrasyonu kapsamında değiştirilecek. Bir anlamda her şehir kendine özel bir Yeşil Mutabakat sahibi olacak.”

Uyar, ayrıca yenilenebilir enerjiye geçiş için bugün adım atılmazsa gelecekte çok ağır bedellerle karşılaşılabileceğinin altını çizdi: “Avrupa, 80 tane doğalgaz santralini hemen kapatmazsa ileride 20 milyon avro daha fazla bedel ödeyecek. Artık dönüşümde gecikmenin maliyetlerinin hesaplandığı bir noktadayız. Bir an önce yeşil enerjiye dönüşümü gerçekleştirmek ve bu dönüşüme tüm paydaşları dahil etmek zorundayız. Bugün insanlığın yaşam çevresini koruması doğaya bir lütuf değil, varlıklarını sürdürülebilmeleri için bir zorunluluk.”

“Güneş enerjisi hala en ucuz elektrik üretim yöntemi”

Panelin konuşmacılarından Solarbaba Kurucusu Ateş Uğurel ise enerji fiyatlarının artışının Türkiye’deki yenilenebilir enerji farkındalığını artıran bir dönüm noktası olduğunu belirtti: “Türkiye için en büyük dönüm noktası bu yılın başında elektrik faturalarına gelen zam oldu. Güneş enerjisi talebindeki o günden bugüne kaydedilen artışı, ne Yeşil Mutabakat ne de iklim değişikliğinin olumsuz etkileri sağlayabilmişti. Enerji ve elektriğe 2-3 kat daha fazla maliyet ödemeye başlandığından, sanayiciden en küçük ev sahibine kadar herkes alternatif çözümler aramaya başladı. Yenilenebilir enerji sektöründeki emtia fiyatlarının artmasıyla güneş panellerinin maliyeti de arttı, ancak artışa rağmen güneş enerjisi hala en ucuz elektrik üretim yöntemi.”

Sanayicilerin yenilenebilir enerjiye geçişte tek alternatifinin güneş enerjisi olmadığını da hatırlatan Uğurel, rüzgar enerjisi yatırımlarının da giderek arttığına dikkat çekti: “Şu anda Çatalca ve Silivri tarafında birçok sanayici rüzgar santrali kurmak için arsa arıyor. Yeşil hidrojen de sanayi için çok önemli olacak. Örneğin, bir demir-çelik fabrikasının güneş enerjisinden ürettiği elektrik, talebini karşılamada yetersiz kalır; ancak yeşil hidrojen alternatif olabilir. Üstelik yeşil hidrojenin maliyetleri artık doğalgaz maliyetlerine çok yaklaştı ve birkaç yıl içinde yeşil hidrojen doğalgaza önemli bir rakip haline gelecek.”

“Yatırımlar artık uzun süreli alım garantileriyle yapılıyor”

Türkiye ve dünyadaki güneş enerjisi yatırımları hakkında bilgi veren Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği Asbaşkanı Tolga Murat Özdemir, bugün çoğu ülkede güneş enerjisi yatırımlarının yüksek tutarlı tarifeler yerine uzun süreli alım garantileriyle yapıldığını ifade etti: “2019’da yayımlanan mevzuatla birlikte artık sanayi tesislerinin ve meskenlerin şebekelerini depo gibi kullanma hakkı da bulunuyor. Firmalar ürettiği güneş enerjisinin tamamını tesisinde tüketemiyorsa fazlasını şebekeye verebiliyor. Bu sanayiciler için çok önemli bir gelişme, çünkü böyle olmasaydı yatırım maliyetleri yükselecekti.”

Özdemir, enerji maliyetlerinin yükselmesiyle birlikte güneş enerjisine yönelik talebin hızla arttığını ve sanayicilerin kendi çatısında olmasa bile bağlantı noktasında bir güneş enerjisi santrali kurmak için başvuruda bulunduğunu da sözlerine ekledi.

Yenilenebilir enerji yatırımları nasıl finanse edilebilir?

Yenilenebilir enerji yatırımlarının finansman süreçlerine değinen TSKB Kurumsal Bankacılık Satış Müdürü Volkan Karaben ise firmaların başvuru sürecini şöyle açıkladı: “Normal ticari bankalar gibi yenilenebilir enerji yatırım başvurularını kabul ediyoruz. Ön inceleme yaptıktan ve projenin fizibilitesini analiz ettikten sonra projenin kaç yılda kendini amorti edebileceğini hesaplıyoruz. Güneş enerjisi projelerinde teminatlandırma konusu önemli bir başlık oluşturuyor. İç tüketime yönelik gerçekleştirilecek yatırımlarda teminat sadece panellerden oluşabilir. Çatı üzerine yapılacak yatırımlarda ayrıca tesisin herhangi bir bankada teminatlı olmaması da önemli.”

Uzun bir süredir yenilenebilir enerji yatırımlarını destekleyen TURSEFF’in Finans Kurumları İlişkileri Müdürü Seyran Hatipoğlu da özellikle güneş santrallerinin kurulumunda Türkiye’nin çok önemli bir yol katettiğini vurguladı: “Hedefimiz yenilenebilir enerji yatırımlarını olabildiği kadar çok tabana yayarak hareket etmek. 2017 yılından beri yerel yönetimler ve iştirakleri ile de çalışıyoruz. 2010 yılından bugüne kadar yaptığımız 732 milyon avroluk finansmanın 305 milyonu güneş enerjisi santrallerinin kurulumuna aitti. Temiz enerjiye talebin artmış olması ülkemiz için çok sevindirici.”

Bant Boru Sanayi ve Ticaret A.Ş. Finans Müdürü Yücel Yurtkapan ise şirketinin gerçekleştirmiş olduğu enerji yatırımı süreciyle ilgili deneyimlerini paylaştı: “Güneş enerjisi projesi kurulumu için teklif alma sürecinde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta teklif verenler içinde en hızlı şekilde panel kurulumunu gerçekleştirecek olan firmayı seçmek. Ayrıca proje izinlerinin alım aşamasında zaman kaybının önüne geçebilmek için belgelerin eksiksiz ve hatasız hazırlanması da önemli.”