Elektronik sektörü yeşil dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

Elektronik sektörü yeşil dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İstanbul Sanayi Odası, sektörlere özel hazırladığı sürdürülebilirlik yol haritalarından altıncısını elektrikli teçhizat ve elektronik ürünler sektörü için yayımladı. Raporda, elektronik sektörünün çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlik öncelikleri sektörden örnek uygulamalarla birlikte ele alınıyor.

Avrupa Birliği (AB) tarafından uygulanması planlanan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kapsamında yer alacak ilk beş sektör arasında demir-çelik, alüminyum, çimento ve gübreyle birlikte elektrik sektörü de yer alıyor. Bu nedenle enerji yoğun sektörlerden biri olan elektrik sektöründeki karbon fiyatlandırmasıyla oluşacak vergi yükü potansiyel bir risk olarak öne çıkıyor. Ayrıca, “Fit for 55” kapsamında 2030 yılına kadar nihai ve birincil enerji tüketiminde toplamda yüzde 36-39’luk bir azalma sağlamayı hedefleyen AB için enerji verimliliği hedefleri de önemli bir gündem oluşturuyor. Bu kapsamda Avrupa’da iklim nötr kıta olma hedefiyle birlikte yaşanacak en büyük dönüşümlerden birinin enerji ve ham madde kullanımının yüksek olduğu elektronik ürünler sanayinde olması bekleniyor. Türkiye’nin 2019 yılı elektrik ve elektronik ürün ihracatının yüzde 58’inin AB ülkelerine gerçekleştiği düşünüldüğünde, elektronik sektörünün Avrupa Yeşil Mutabakatı ile ortaya çıkabilecek riskleri göz önünde bulundurması büyük önem taşıyor.

Elektronik ürünler en hızlı artış gösteren atık kategorilerinden biri

AB’de elektronik ürünler yıllık yüzde 2 büyüme oranıyla en hızlı artış gösteren atık kategorilerinden biri. Bu nedenle AB Döngüsel Ekonomi Eylem Planı (Circular Economy Action Plan, CEAP) kapsamında elektronik ve bilgi-iletişim teknolojileri sektöründe AB pazarına sunulan ürünlerin daha dayanıklı ve onarılması, geri dönüştürülmesi ve yeniden kullanılması daha kolay olacak tasarımlar şeklinde üretilmesi konusu öne çıkıyor. Yeşil Mutabakat kapsamında teknolojik ürünlerin geri dönüşümüne ve tamir edilebilirliğine yönelik tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi gerekliliğinin yanı sıra, “onarım hakkı” konusu da ekonomik büyümeyi kaynak kullanımından ayırarak Avrupa ekonomisini dönüştürme hedefinin önemli bir bileşenini oluşturuyor. Tüketicilerin elektronik cihazlarını atmak yerine tamir etme hakkına sahip olması gerektiğini vurgulayan “onarım hakkı” kavramıyla şirketlerin uzun ömürlü ürünler üretmesi teşvik ediliyor.

Elektrikli teçhizat ve elektronik ürünler sanayi sürdürülebilirlik önceliklerinin çevresel, sosyal ve ekonomik olmak üzere üç ayrı başlık altında incelendiği İstanbul Sanayi Odası raporunda, elektronik ürün tüketiminin artmasıyla birlikte özellikle gelişmekte olan ülkelerde elektrikli ve elektronik ekipman atıklarıyla atık pillerin en hızlı büyüyen atık kategorilerinden biri olduğuna dikkat çekiliyor. Rapora göre, AB’de bu sektördeki atıkların yüzde 40’ından daha azı geri dönüştürülüyor. Türkiye’de ise 2012 yılında yayımlanan Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyaların (AEEE) Kontrolü Yönetmeliği ile elektrikli ve elektronik eşyaların üretiminden başlayarak kullanım ömrünün tamamlanmasına ve bertarafına kadarki süreç esasları düzenlenmiş durumda. Bu kapsamda büyük, küçük ev eşyaları, bilişim ve telekomünikasyon ekipmanları, elektrikli ve elektronik aletler, oyuncaklar, eğlence ve spor ekipmanları, tıbbi cihazlar, izleme ve kontrol aletleri ve otomatlar olarak belirlenen temel kategorilerdeki yetki ve sorumluluklar, ürünlerin depolama koşulları, toplama, geri dönüşüm ve geri kazanım hedefleri, AEEE yönetiminin finansmanı ve bilgilendirme konuları da detaylandırılıyor.

Döngüsel ekonomi, elektronik atıkların neden olduğu değer kaybını önleyebilir

Raporda ayrıca onarılamayan, pil değişimi yapılamayan, yazılımı desteklenmeyen ve güncel aygıtlarla bütünleşmiş halde çalışmayan ürünlerin atık geri dönüşümüyle tekrar ekonomiye kazandırılamadığı için ekonomide bir değer kaybı yaşanmasına neden olduğu belirtiliyor ve döngüsel ekonomi yaklaşımının, bu değer kaybının önüne geçerek elektronik ürünlerin üretiminde çevresel olumsuz etkinin azaltılmasına katkı sağlayacağı vurgulanıyor. Ek olarak çok sayıda teknolojik ürün üretiminde kullanılan Nadir Toprak Elementlerinin (NTE) aşınma ve yüksek sıcaklık gibi etkenlere dayanıklı olması nedeniyle yüksek talep gördüğünün belirtildiği raporda, NTE’nin geri kazanımıyla hem tehlikeli atık oluşumunun engellenebileceği hem de ham maddenin tekrar kullanılabileceği vurgulanıyor. Batarya ve pillerden oluşan e-atıkların ise geri kazanım yerine farklı bir bertaraf yöntemiyle doğaya bırakılırsa hava kirliğine ya da kirletici, toksik kimyasalların toprak ve su kaynaklarına karışmasına neden olabileceği ifade ediliyor.

Raporda, elektrikli teçhizat ve elektronik ürünler sanayinin sosyal sürdürülebilirlik öncelikleri arasında ise sektörün insanı merkeze alan çözümlere daha fazla odaklanması gerekliliği öne çıkıyor. Elektrikli ürünlerde kullanılan ham maddelerin sorumlu tedarikinin sağlanması, ham maddelerin çıkarıldığı koşulların ve tedarikinin izlenebilirliğinin sağlanması ve tedarik zincirindeki insan hakları ihlallerinin önlenebilmesi gibi öneriler sunan rapor, bu noktada toplumun bilinçlendirilmesinin sorumlu satın alma ve tedarik zinciri izlenebilirliğini artırarak değer zincirindeki insan hakları ihlallerinin önüne geçebilmeyi, çalışanlara güvenli ve sağlıklı çalışma koşulları sunmayı ve kapsayıcılığı ve çeşitliliği artırmayı kolaylaştıracağını vurguluyor. Raporun elektrikli teçhizat ve elektronik ürünler sanayinin ekonomik önceliklerinin açıklandığı bölümünde ise sektörün daha bilinçli, talepkâr ve çevreye duyarlı tüketicilerini tatmin edebilmesi için inovasyonun önemli bir rol oynadığının altı çiziliyor.

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız.

Paylaş