Küresel Riskler Raporu 2023 yayımlandı

Küresel Riskler Raporu 2023 yayımlandı

Rapora göre, on yıllık süreçteki en büyük küresel risk iklim değişikliğine karşı mücadelede yetersiz kalınması olarak değerlendiriliyor.

Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum, WEF) tarafından hazırlanan raporda, iki yıllık süreçteki en büyük küresel risk olarak görülen hayat pahalılığı krizini doğal afetler ve aşırı hava olayları takip ederken, jeo-ekonomik çatışma üçüncü, iklim değişikliğini azaltmada yetersiz kalınması dördüncü ve toplumsal kutuplaşma beşinci sırada yer alıyor.

Raporda 10 yıllık süreçteki en büyük küresel risk ise iklim değişikliğine karşı mücadelede yetersiz kalınması olarak değerlendiriliyor. Rapor, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini hafifletme konusunda etkin bir iş birliği yapılmadıkça, önümüzdeki 10 yıllık süreçte sıcaklıkların ve ekolojik bozulmanın daha da artacağını vurguluyor.

Rapora göre, önümüzdeki 10 yıl için küresel risk algılarının temel odak noktasını iklim ve çevresel riskler oluştururken bu iki önemli konu en hazırlıksız olduğumuz riskler arasında yer alıyor. Ayrıca iklim hedeflerine uyumlu hareket etmedeki eksikliğin, net sıfıra ulaşmak için gerekli olan bilimsel uygulamalar ile politik olanlar arasındaki farklılığı ortaya çıkardığı vurgulanıyor. Eğer politika stratejilerinde önemli bir değişiklik veya büyük çapta yatırım yapılmazsa iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, gıda güvenliği ve doğal varlıkların tüketimi gibi ekosistemin çöküşünü hızlandıracak olayların ve doğal afetlerin etkileri artacak.

Birbiriyle bağlantılı risklere karşı küresel iş birliği hızlandırılmalı

Birbiriyle yüksek etkileşimli riskler konusunda uyarıda bulunulan raporda gerilimlerin, enerji-gıda arzı kıtlıkları, yaşam maliyetindeki artışlar ve borç ödeme dahil olmak üzere “birbiriyle bağlantılı bir dizi küresel riski” tetiklediği belirtiliyor. Ayrıca, küresel riskler arasındaki bağlantıların riskleri azaltmada kullanılabilecek bir boyutu olduğu da ekleniyor. Örneğin, kötüleşen bir ekonomik tabloya yönelik dirençliliğin artırılması, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmaya yönelik önlemleri içeren çözümleri de beraberinde getirebilir. Böylelikle bir krize yönelik üretilen bir çözüm diğer riskler için de etkili olabilir.

Covid-19 salgınının ve ardından Ukrayna’da başlayan savaşın enflasyonun artmasına, büyüme hızının düşmesine ve yatırımların azalmasına yol açtığının belirtildiği raporda, hükümetlerin ve merkez bankalarının Ukrayna’da savaşın uzama ihtimali ve devam eden salgından kaynaklanan darboğaz nedeniyle bir süre daha inatçı enflasyonist baskılarla karşı karşıya kalınabileceği belirtiliyor.

Küresel Riskler Raporu 2023, bazı ülkelerin ekonomi alanında beklenenden daha yumuşak bir geçiş yaşayabileceğini ancak düşük faiz oranı döneminin sona ermesinin önemli sonuçları olacağını vurguluyor. Bu doğrultuda zincirleme etkilerin toplumların en savunmasız kesimler ve hâlihazırda kırılgan olan devletler tarafından daha şiddetli hissedileceği belirtiliyor. Rapora göre, zincirleme etkiler yoksulluğun artmasına, açlığa, şiddetli protestolara, siyasi istikrarsızlıklara ve hatta devletlerin çöküşüne bile yol açabilir.

Teknoloji, iklim değişikliğiyle mücadelede çözüm olabilir

Küresel Riskler Raporu 2023’e göre, eşitsizlikleri şiddetlendiren bir diğer faktör ise teknoloji. Teknoloji sektörünün daha güçlü sanayi politikaları ve güçlendirilmiş devlet müdahalelerinin ana hedefleri arasında yer alacağının altını çizen rapor, devlet harcamaları ve askeri harcamaların yanı sıra özel yatırımların da teşviğiyle gelişmekte olan teknolojilere yönelik araştırma ve geliştirme çalışmalarının önümüzdeki 10 yılda hızlanarak devam edeceğini söylüyor.  Ek olarak yapay zekâ, kuantum hesaplama ve biyoteknolojide ilerlemeler sağlanacağını da aktarıyor.

Bu teknolojiler, yeni sağlık tehditlerine ve sağlık hizmetleri kapasitesindeki daralmalara çözüm üretmekten gıda güvenliğini ölçeklendirmeye ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini hafifletmeye kadar bir dizi yeni krize kısmi çözümler sağlayacak.

Hâlâ vakit var

Raporda su savaşları ve kıtlıklardan, doğal kaynakların sürekli ve aşırı kullanımına kadar geniş bir kapsam değerlendiriliyor. Hem ekolojik hem de insani krizleri tetikleyebilecek gıda, su, metal ve mineral kıtlığı odaklı olmak üzere dört potansiyel gelecek anlatılıyor. Küresel riskler arasındaki ilişkilerin belirsizliği göz önüne alındığında bunun gibi öngörü çalışmaları çoklu krizlerin etkilerini en aza indirmeye yönelik hazırlanmada oldukça faydalı olabilir.

Rapora göre mevcut kısa vadeli riskler, uzun vadeli riskleri önlemeye yönelik çabalara karşı da tehdit oluşturuyor. Raporda bu noktada söz konusu risklere karşı küresel iş birliğinin artırılması ve liderlerin kararlılıkla aksiyon alması gerektiği vurgulanıyor.

Güvenli bir geleceği inşa etmek için hâlâ vakit olduğunun vurgulandığı Küresel Riskler Raporu 2023’te, çok taraflı süreçlerdeki güven erozyonunun ele alınması ve sınır ötesi krizleri önleme veya bu krizlere çözüm bulmaya yönelik kolektif çabaların güçlendirilmesi gerektiğine de dikkat çekiliyor.