Su güvenliği, küresel barış ve istikrar için büyük önem taşıyor

Su güvenliği, küresel barış ve istikrar için büyük önem taşıyor

Dünya Su Günü, temiz suya erişim ve su kıtlığı konularında farkındalık oluşturmak için her yıl 22 Mart’ta kutlanıyor.

Birleşmiş Milletler’in koordinasyonunda gerçekleştirilen Dünya Su Günü, bu yıl “Barış için Sudan Faydalanmak” temasıyla, su kıtlığı veya kirliliğinin, toplumlar ve ülkeler arasında gerilime yol açabildiğine dikkat çekiyor.

Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF’in hazırladığı rapora göre, dünya genelinde hâlâ 2,2 milyar insan güvenli yönetilen içme sularına erişim sağlayamıyor. Güvenli içme suyuna erişimin, iklim değişikliği ve nüfus artışıyla birlikte daha da kötüleşmesi bekleniyor. IPCC ise suyun büyük çoğunluğunun tarım için kullanıldığına dikkat çekerek olası su kıtlığının tarımı ve dolayısıyla da gıda güvenliğini tehlikeye atabileceği konusunda uyarıyor.

Dünya genelinde 3 milyardan fazla insan, su güvenliği konusunda ulusal sınırları aşan kaynaklara bağımlı konumda yer alıyor. Ancak komşularıyla nehirler, göller ve yeraltı su kaynaklarını paylaşan 153 ülkeden sadece 24’ünün tüm ortak su kaynakları için iş birliği anlaşmaları bulunuyor.

Özellikle iklim değişikliğinin etkilerinin artmasıyla, su yönetimi acil bir ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor. Nüfus arttıkça, su fakirliği ve su kirliliği gibi sorunlar daha da belirgin hale geliyor. Bu bağlamda, bireylerin suyu tasarruflu kullanması ve suyu kirletecek faaliyetlerden kaçınması gerekiyor. Su yönetimi üzerinde sağlanacak iş birlikleri, aşırı hava olaylarına karşı direncin artırılmasını sağlarken, değişen iklim koşullarına uyum sağlanmasına da katkı sağlıyor.

Suya ilişkin eğitimler, su kaynaklarının korunması konusundaki bilgi seviyesini artırarak bu alanda farkındalığın oluşmasına katkı sağlıyor. Özellikle okullarda başlayarak, insanların suyun önemi hakkında bilinçlenmesi ve suyun korunması için gereken önlemleri alması gerekiyor. Su kaynaklarına ilişkin bilgilere açık kaynaklardan erişilebilmesi de su yönetiminde şeffaflığın garanti altına alınması açısından kritik önem taşıyor.

Su; sağlık, gıda güvenliği, ekonomik kalkınma ve çevresel bütünlük gibi alanlarda da hayati bir rol oynuyor. Temel su hizmetlerini sağlayamayan ülkelerde; işsizlik, iç göç ve gıda güvensizliği gibi diğer faktörlerin de bir araya gelmesiyle çeşitli yönetişim düzeylerinde istikrarsızlık meydana gelebiliyor. Bu sebepler, temiz suya erişimde eşitlik ve adaletin sağlanmasının önemini artırıyor. Su konusundaki iş birliğinin barışçıl olması, farklı alanlardaki iş birliğini teşvik ederek sürdürülebilir kalkınmanın önünü açabiliyor. Özellikle sınır ötesinde bulunan su kaynakları için sağlanacak iş birliği, barış ve refah için hayati önem taşıyor. Hükümetlerin uluslararası anlaşmalara katılarak ve uygulayarak su yönetimine destek vermeleri gerekiyor.

Ayrıca iş dünyasının da su kaynaklarını ve ekosistemleri korumak için adımlar atması gerekiyor.

Su, çatışmalarda bir silah olarak kullanılabiliyor

Birleşmiş Milletler’in yayımladığı “Barış için Sudan Faydalanmak” raporu, suyun çatışma ve istikrarsızlıklara sebebiyet verebileceğini belirtiyor. Bu durum, bölgesel istikrarsızlığı artırabiliyor ve uluslararası ilişkilerde gerilime yol açabiliyor.

Çatışmalara sebebiyet vermekten bağımsız olarak, sivil altyapıya yönelik gerçekleştirilen saldırılar su kaynaklarını olumsuz etkileyerek ciddi sağlık riskleri oluşturuyor ve insan haklarını ihlal ediyor.

Su, barış için bir araç olarak nasıl kullanılabilir?

2015 yılında Cenevre’de düzenlenen Küresel Yüksek Düzeyli Su ve Barış Paneli’nde tanıtımı yapılan “Hayatta Kalma Meselesi” raporu, suyun, barışın ve güvenliğin korunması için atılması gereken adımları üç temel ilke çerçevesinde sıralıyor.

  • Su iş birliğinin kapsayıcı olması gerekiyor. Su kaynaklarının korunması için sivil toplum, ulusal ve yerel hükümetler, yerel halk, medya, özel sektör ve akademi olmak üzere tüm paydaşlar arasında uzlaşıyı esas alan ve diyalogu ön plana çıkaran bir çerçevede değerlendirilmesi önem taşıyor.
  • Su iş birliği kapsamında enerji, tarım ve çevre başta olmak üzere tüm sektörleri bir araya getirerek etkin su yönetimi ve ekosistemlerin korunması için meşru, adil ve sürdürülebilir bir yaklaşımın ön plana çıkarılması gerekiyor.
  • İş birliği süreçlerinin topluluklara, sektörlere, ekosistemlere ve ülkelere sunduğu faydalar, ancak gerekli adımların atılmasıyla somutlaştırılabiliyor. Nehir havzaları ve su kuyuları üzerine resmi düzenlemelerin oluşturulması, uzun vadeli başarılı iş birliği için önem taşıyor.
Paylaş