Yenilenebilir enerjiye geçişte daha hızlı hareket edilmeli

Yenilenebilir enerjiye geçişte daha hızlı hareket edilmeli

Küresel enerji güvenliğinin sağlanması için, önümüzdeki sekiz yıl içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektriğin iki katına çıkması gerekiyor.

İklim değişikliği, yakıt tedarikini, enerji üretimini ve gelecekteki enerji altyapısının güvenliğini doğrudan etkiliyor. Temiz hava ve suya erişim, enerji altyapısının dayanıklılığını güçlendirmek ve son on yılda yüzde 30 oranında artan enerji talebini karşılamak için giderek daha önemli hale geliyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (World Meteorological Organization, WMO) yayımladığı rapora göre, net sıfır hedefine ulaşabilmek için yenilenebilir enerji üretiminin 2030 yılına kadar en az iki katına, 2050 yılına kadar ise yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımın en az üç katına çıkması gerekiyor.

Ancak, hükümetler tarafından Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (United Nations Framework Convention on Climate Change, UNFCCC) sunulan iklim eylem planlarının sadece yüzde 40’ı enerji sektöründe uyum konusuna öncelik veriyor ve bu alanda yapılan yatırımlar yetersiz kalıyor.

Nitekim yenilenebilir enerjiyi desteklemek için gelişmekte olan ülkelere sağlanan uluslararası kamu finansman destekleri giderek azalıyor. 2017’de 24,7 milyar dolar destekte bulunuluyorken, bu miktar 2018’de yüzde 23 oranında düşerek 14,2 milyar dolara ve 2019 yılında da 10,9 milyar dolara geriledi.

Rapor kuraklık, orman yangınları, sıcak hava dalgaları, seller ve hızla ısınan Kuzey Kutbu’nun sebep olduğu yıkıcı kış fırtınaları gibi giderek daha sık ve yoğun yaşanan aşırı hava olaylarının dünya çapında enerji üretimini ve dağıtımını şimdiden tehlikeye attığını belirtiyor.

WMO Başkanı Petteri Taalas, “Zaman aleyhimize işliyor ve iklim koşulları gözlerimizin önünde hızla değişiyor. Hedefimiz net sıfır ve bunu başarmak için yenilenebilir enerji üretimi ile verimliliğini artırmak zorundayız.” diyor.

Su stresi ile ilgili değerlendirmelerin de yer aldığı raporda 2020’de termal, nükleer ve hidroelektrik sistemlerden üretilen küresel elektriğin yüzde 87’sinin doğrudan su kaynaklarına bağlı olduğu belirtiliyor. İklim değişikliğinin, aşırı hava olayları ve su stresini artırarak enerji güvenliğini tehlikeye atma riski olduğu da vurgulanıyor.

Afrika büyük bir fırsata sahip

Rapora göre, iklim değişikliğinin ciddi etkileriyle karşı karşıya olan Afrika, küresel yenilenebilir enerji arzındaki boşluğu kapatmak için büyük bir fırsat sunuyor.

WMO’ya göre Afrika, dünyadaki en iyi güneş kaynaklarının yüzde 60’ına ev sahipliği yapıyor. Ancak Afrika, kurulu fotovoltaik (photovoltaic, PV) kapasitesinin sadece yüzde 1’ine sahip. Afrika’nın, sahip olduğu doğal kaynaklardan verimli bir şekilde faydalanabilmesi için küresel enerji yatırımının yaklaşık yüzde 1’ine tekabül eden 25 milyar dolarlık bir yatırım gerekiyor. Raporda Afrika ülkelerinin bu potansiyelden yararlanarak gelişmekte olan enerji pazarında önemli birer oyuncu olma fırsatına sahip olduğu belirtiliyor.

Raporda, yeşil enerji şebekelerin iklim değişikliğiyle mücadeleye, hava kalitesini iyileştirmeye, su kaynakları ile çevreyi korumaya ve istihdam yaratmaya yardımcı olması için büyük fırsatlara sahip olduğu vurgulanıyor.