,

Yenilenebilir enerjiye yatırım enflasyonu düşürebilir

Yenilenebilir enerjiye yatırım enflasyonu düşürebilir

Yapılan araştırmalar, enflasyonla mücadelede yenilenebilir enerjinin önemini gösteriyor.

APLUS Enerji ve Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) tarafından hazırlanan “Artan Elektrik Fiyatları ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Piyasaya Etkisi” başlıklı raporda, Türkiye’de yenilenebilir enerji santrallerinin ve bu santrallere verilen teşviklerin piyasaya etkileri değerlendiriliyor.

Rapora göre, Türkiye’de bugün 19 GW olan güneş ve rüzgâr kurulu gücü 36 GW olsaydı, hem elektriğin serbest piyasadaki fiyatı hem de enflasyon daha düşük olacaktı. Aynı zamanda ithal yakıt maliyetleri ve karbon emisyonları da önemli ölçüde azaltılacaktı.

PTF (Piyasa Takas Fiyatı), ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) ve TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) arasındaki ilişkiyi modelleyen ekonometrik analizin sonuçları, baskılanan elektrik fiyatları üzerinden artan yenilenebilir enerji üretiminin toplam enflasyona göz ardı edilemeyecek bir etkide bulunacağını gösteriyor. Yenilenebilir enerji üretiminin daha yüksek olduğu bir senaryoda, Temmuz 2022 itibarıyla yüzde 144,61 olarak gerçekleşen yıllık ÜFE enflasyonunun yüzde 129,22; aynı dönemde yüzde 79,60 olarak gerçekleşen yıllık TÜFE enflasyonunun ise yüzde 72,39 olacağı belirtiliyor.

Yenilenebilir enerji üretiminin arttığı varsayılan senaryoda, 2021 yılı için ülkenin ithal yakıt faturasının 3,1 milyar dolar, enerji krizinin derinleştiği 2022 yılının ilk altı ayı için ise 3,3 milyar dolar düşmüş olabileceği aktarılıyor. Türkiye’nin toplam ithalatını düşürecek bu miktarların, aynı zamanda cari açığın düşmesine ve liranın değer kazanmasına katkı sağlayacağı ifade ediliyor.

Raporda, özellikle karbon yoğun kaynakların ikame edilmesi yoluyla 2021 yılında 22,9 milyon ton karbondioksit eşdeğeri, 2022 yılında ise 13,4 milyon ton karbondioksit eşdeğeri karbon azaltımı yapılacağı belirtiliyor. 18 ay için hesaplanan toplam azaltım miktarı 2020 yılı için açıklanan elektrik üretimi kaynaklı karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 28’ine denk geliyor. Özellikle karbon fiyatlandırma politikalarının devreye girmesiyle, bu miktarların üretim maliyetlerinde ciddi bir fark yaratacağının altı çiziliyor.

Raporda, küresel enerji krizinden korunmada en etkili yöntemin rüzgâr ve güneş gibi yerli ve temiz kaynaklara geçiş olduğunun önemi vurgulanıyor.

Fosil yakıt fiyatlarının artması enflasyonu tetikledi

Avrupa İklim Vakfı için Cambridge Econometrics tarafından yayımlanan bir rapor ise, Türkiye’deki son tüketici fiyatları enflasyonunda enerji fiyatlarının rolünü araştırıyor.

Rapora göre, Türkiye’deki tüketici fiyatları enflasyonunun büyük bir kısmı doğal gaz dahil fosil yakıtlardan kaynaklanıyor. Son 12 ayda elektrik fiyatlarının yüzde 102, dizel ve benzinin sırasıyla yüzde 145 ve yüzde 182 arttığı aktarılarak Türkiye’de yüzde 80’in üzerinde seyreden yıllık enflasyonun yaklaşık beşte birinden fosil yakıt fiyatlarının artışlarının sorumlu olduğu belirtiliyor. Enerji fiyatlarındaki artışı tüketiciye yansıtmamak için, Türkiye’nin GSYH’nin yüzde 2’sine tekabül eden 300 milyar liralık harcama yaptığı hatırlatılarak alınan tedbirlerin 2023’te de artarak devam edeceği ifade ediliyor.

Raporda, yüksek enerji maliyetlerinin, Türkiye’de hanehalkı bütçeleri üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu ve bu durumdan en çok gelir düzeyi düşük hanelerin etkilendiği belirtiliyor. Rapora göre, hanelerin en yoksul yüzde 20’si, 2022’de bir önceki yıla göre yüzde 25 daha fazla enerji harcadı. Yaşanan bu artışın, yıllık toplam gelirlerinin yaklaşık yüzde 10’una tekabül ettiği ifade ediliyor.

Raporda, Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik iddialı bir strateji uyguladığı takdirde elde edebileceği faydalar da değerlendiriliyor.

Rekabetçi yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılacak yatırımın artırılması ve ulaşım ile ısınmada elektrifikasyonun sağlanmasıyla, Türkiye’nin enerji ithalatına olan bağımlılığının azaltılabileceği ve hanelerin dalgalı fosil yakıt fiyatlarından etkilenmesinin önüne geçilebileceği belirtiliyor.

Rapor, Türkiye’nin rüzgâr ve güneş enerjisine geçişinin hızlandırılması ile fosil yakıt ithalatına bağımlılıktan ve hane halklarını, sanayiyi ve Türkiye ekonomisini değişken enerji fiyatlarına karşı korunabileceğini gösteriyor.

Türkiye 2050 yılında  elektrik üretiminin yüzde 90’ını yenilenebilir enerjiden karşılayabilir

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, dünyada yaşanan enerji krizinin yeşil enerji teknolojilerine geçişi hızlandıracağını, Türkiye’de de yenilenebilir enerjinin kapasitesinin önümüzdeki beş yılda üçte iki oranında büyüyebileceğini ifade etti.

Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi tarafından Sabancı Center’da düzenlenen “Dünya Enerji Krizi: Çözümler & Yenilenebilir Enerjinin Rolü” başlıklı konferansta konuşan Birol, Ukrayna’da başlayan savaşın dünyada enerji krizine neden olduğunu belirterek, “Şu anda petrol, doğalgaz elektrik fiyatları hemen hemen dünyanın her yerinde almış başını gidiyor. Dünyanın birçok ülkesinin hatta tamamına yakınında enflasyon oranları 40 yıldır görmediğimiz seviyelere ulaşmış durumda. Dünyadaki birçok ülke ki, buna AB de dahil resesyona girme tehlikesiyle karşı karşıya. Arkadaşlarımız, ‘2022 yılı kötü bir yıl oldu, Allah’tan geride bırakıyoruz’ diyor. Gerçekten doğru, ama bence popülist bir yaklaşım çünkü 2023 çok daha zor bir yıl olacak. 2022’yi arama durumumuz bile olabilir.” dedi.

Yaşanan enerji krizinin yeşil enerjiye geçişi nasıl etkileyeceğine de değinen Birol, “Tespitlerimiz; mevcut global enerji krizinin temiz ve güvenli enerji teknolojilerine geçişi hızlandıracağı şeklinde. Bunun için de birkaç gerekçeye bakabiliriz. İlki; birçok ülke acil programlar finansal ve yasal programlar çıkartıp, temiz ve güvenli enerji teknolojilerini kendi ülkelerinde hızlandırdılar. Yenilenebilir enerjide bugün dünyada muazzam bir gelişme var. Önümüzdeki beş yıl içerisinde dünyadaki yenilenebilir enerji kapasitesi 2400 Gigavat artacak. Bu dünyanın son 20 yılda yaptığı artışa bedel bir orandır. Özellikle bütün dünyada güneş ve rüzgar olmak üzere hızlı bir artış görüyoruz. Yine enerji verimliliğinde de çok önemli bir artış var. Bu yıl, enerji verimliliğindeki artış, ortalama yıllardaki artışın iki misli kadar oldu. Bunun da nedeni yine hükümetlerin hem teşvik getirmeleri hem de bu alanda attıkları adımlar. Üçüncüsü; elektrikli arabalar. 2019 yılında dünyada satılan her 100 arabanın 4’ü elektrikliyken, bugün dünyada satılan her 100 arabanın yaklaşık 15’i elektrikli. Tahminlerimize göre, 2030 yılında dünyanın en büyük üç pazarı Amerika, Çin ve Avrupa’da satılacak her iki arabanın biri elektrikli olacak.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında çok büyük bir atılım gerçekleştirdiğini aktaran Birol, “Biz Uluslararası Enerji Ajansı olarak, Türkiye’deki yenilenebilir enerjinin önümüzdeki beş yılda üçte iki oranında, yani yüzde 65’e yakın büyüyeceğini düşünüyoruz. Bu büyüme, Avrupa’nın ilk dördüne, dünyanın da ilk 10’u arasına girmek anlamına geliyor. Potansiyelimiz çok fazla. Güneş, rüzgar, jeotermal, hidroelektrik… Türkiye umarım bu krizden bu şekilde, yenilenebilir enerjisini daha da artırarak çıkar.” dedi.

Konferansta IICEC tarafından hazırlanan ve sektörde bir ilk olan Türkiye Yenı̇lenebı̇lı̇r Enerji̇ Görünümü 2022 Raporu’nun lansman sunumu da yapıldı.

Gerçekleştirilen çalışmada, iki farklı senaryo ile yenilenebilir enerjide 2050 yılına kadar olan dönemde büyüme perspektifinin, Türkiye’nin enerjide kaynak çeşitlendirmesine ve enerji güvenliğine, enerji ithalat faturasına, temiz enerji dönüşümü amaçlarına ve net-sıfır emisyon perspektifine, hava kalitesine, toplam sistem verimliliğine ve geniş ölçekte sürdürülebilirliğe katkıları somut sayısal göstergeler ile değerlendiriliyor.

Enerji ve iklim politikalarının, enerji piyasalarının ve yatırım ortamının yenilenebilir enerjide güçlü büyümeyi destekleyecek yönde geliştiği, elektrik sektöründe ve nihai enerji tüketici sektörlerde enerji verimliliği potansiyelinin etkin şekilde değerlendirildiği, yenilenebilir enerji ve diğer temiz enerji teknolojilerindeki küresel teknolojik gelişmelerden azami şekilde yararlanıldığı Yüksek Senaryoda, Türkiye 2050 yılında  elektrik üretiminin yüzde 90’a yakınını yenilenebilir enerjiden karşılayabiliyor.

Tüm bu alanlarda ilerlemenin daha yavaş geliştiği, politika çerçevesinin ve piyasaların yatırımlarda öngörülebilir büyümeyi yeterince desteklemediği, bu nedenle de yenilenebilir enerji potansiyelinin kısmen değerlendirilebildiği Yavaş Senaryoda ise, Türkiye’nin yüksek potansiyeli ile karşılaştırıldığında enerji ve çevre performansına sınırlı katkı sağlayabildiği görülüyor.

Kurulu güçte mevcut büyüme ivmesinde önemli bir artışın sağlanmadığı Yavaş Senaryoda, yenilenebilir enerjinin kurulu güç ve üretimdeki payı 2050 yılında sırasıyla yüzde 76 ve yüzde 61 olarak gerçekleşiyor. Yüksek Senaryoda ise elektrik kurulu gücü 2050 yılında 294 GW’a ulaşırken kurulu güç içerisinde yenilenebilir enerji payı, ağırlıklı bölümü güneş ve rüzgar enerjisinden gelecek şekilde 2040 yılında yüzde 80’e ve 2050 yılında yüzde 90’a ulaşıyor.

2050 yılında üretim portföyünün tamamına yakının düşük karbonlu duruma geldiği Yüksek Senaryo, Türkiye’nin net-sıfır emisyon perspektifini desteklemekte, sanayi sektörlerinin ve ekonominin rekabetçiliği için de önemli avantaj yaratıyor.

Raporda, yenilenebilir enerji odaklı ve verimli bir elektrik sistemine yapılacak yatımların, Türkiye’nin fosil yakıt ithalatını ve emisyon salımını büyük oranda azaltabileceği de aktarılıyor. Bu kapsamda Türkiye’nin her bir birim elektrik yatırım artışı ithal fosil yakıt ve emisyon maliyetlerinde 10 birim tasarruf yaratabileceği belirtiliyor.