, ,

COP27 sonuç bildirgesinin taslak metni yayımlandı

COP27 sonuç bildirgesinin taslak metni yayımlandı

Kayıp ve hasarın yer almadığı ve fosil yakıtlara açık kapı bırakan taslak metin hayal kırıklığı yarattı.

COP27’de 10. gün:

Zirvenin onuncu gününde yayımlanan COP27 sonuç bildirgesinin taslak metni, COP26’da kararlaştırılan Glasgow İklim Paktı hedeflerinin birçoğunu yineliyor ancak tüm fosil yakıtların kullanımının aşamalı olarak sonlandırılmasından bahsetmiyor.

Yayımlanan metin, “gayri resmi bir belge” olarak tanımlanıyor ve Mısır’ın taraf ülkelerle gerçekleştirdiği müzakerelerin bir tür derlemesinden oluşuyor.

Taslak metin 20 sayfadan oluşuyor. Geçtiğimiz yıl COP26’da yayımlanan taslak metin ise 7 sayfadan oluşuyordu. Bu yılki taslak metnin uzun olması ve çokça muğlak ifadelere yer vermesi, zirvede gerçekleştirilen müzakerelerin sürüncemede bırakıldığı şeklinde yorumlanıyor.

COP26’nın sonuç bildirgesinde yer aldığı gibi bu yılki taslak metninde de tüm taraf ülkelerin ulusal katkı beyanlarını yeniden gözden geçirmeleri ve güçlendirmeleri talebi tekrarlanıyor. COP26’dan bu yana yalnızca 24 ülke ulusal katkı beyanlarını güncellemiş, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Genel Sekreteri Simon Stiell, COP27 öncesinde ulusal katkı beyanlarının güncellenmesi gerektiğine yönelik ülkelere yaptığı çağrıyı yinelemişti. COP27 süresince Türkiye dahil birçok ülke ulusal katkı beyanlarını güncelledi. Ancak yapılan güncellemelerin, Paris İklim Anlaşması’nda belirlenen hedefe ulaşmak konusunda yetersiz kaldığı belirtiliyor.

Geçen yılki Glasgow Paktı’nda yer alan ülkelerin “verimsiz fosil yakıt sübvansiyonlarını kademeli olarak kaldırması ve kömürden kademeli olarak çıkılması” maddesinin, COP27 taslak metninde “kömür enerjisinin kademeli olarak azaltılmasına yönelik tedbirlerin hızlandırılması ve verimsiz fosil yakıt sübvansiyonlarının aşamalı olarak kaldırılması ve rasyonalize edilmesi” olarak değiştirildiği ve “enerji karışımında yenilenebilir enerjinin payının artırılmasının önemini” vurgulayan bir ifade eklendiği görülüyor. Ancak Hindistan ve Avrupa Birliği’nin talep ettiği üzere, tüm fosil yakıtların aşamalı olarak azaltılması çağrısında bulunulmuyor.

Metinde, kayıp ve hasar için bir fon oluşturulmasına ilişkin ayrıntılar da yer almıyor. Ancak yeni bir finansman düzenlemesine ilişkin tartışmaların COP27 gündeminde ele alınması “memnuniyetle” karşılanıyor. Karar taslağı, “gelişmekte olan ülkeler için kayıp ve hasarla ilişkili önemli maliyetlere yönelik derin endişeyi” ifade ediyor ve “eylem ve desteği artırmanın aciliyetini” yineliyor. Ayrı bir fonun oluşturulup oluşturulmayacağına veya neye benzeyeceğine karar vermek için herhangi bir zaman çizelgesi verilmiyor ve müzakerecilere tartışmalı konu üzerinde çalışmaya devam etmeleri çağrısında bulunuluyor.

Taslak metin, yaklaşık 200 ülkeden delegelerin nihai anlaşmaya dahil edilmek için başvurdukları taleplere dayanıyor. Önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek müzakereler için bir temel sağlayacak olan taslak metnin bu süreçte detaylandırılması bekleniyor.

COP27’nin sonuç bildirgesinin taslak metninde kayıp ve hasar konusunun muğlak bırakılması ve tüm fosil yakıtların aşamalı olarak azaltılmasına dair bir ifade yer almaması iklim uzmanları ve aktivistlerin tepki göstermesine sebep oldu.

Ancak Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans yaptığı açıklamada, taslak metinle ilgili bir yanlış anlaşılma oluştuğunu belirterek: “Bu bir sonuç bildirgesi değil. Başkanlık, aldığı talepleri bir araya toplayıp bunu taraflara gönderdi. Başkanlık, bu metnin nihai bir anlaşma değil, yalnızca aldıkları sunumların bir derlemesi olduğu konusunda bana güvence verdi. Bu iyi bir haber.” dedi. Ancak Timmermans, zor bir görevle karşı karşıya olduklarının altını çizerek: “Bugün korkarım ki bu görüşmelerin nereye varacağından henüz emin değilim. Bu seneki COP başarısız olursa, hepimiz kaybederiz.” ifadelerini kullandı.

“Artık eyleme geçmeliyiz”

Zirvenin sonuna yaklaşırken, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guaterres, Mısır Dışişleri Bakanı ve COP27 Müzakere Başkanı Sameh Shoukry ile birlikte basın açıklaması yaptı.

Guaterres, gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasında bir güven sorunu yaşandığını belirterek: “Güveni yeniden inşa etmenin en etkili yolu, kayıp ve hasar konusunda iddialı ve güvenilir bir anlaşma ve gelişmekte olan ülkelere mali destekte bulunmaktır. Kayıp ve hasar finansmanı hakkında konuşma zamanı sona erdi. Artık eyleme geçmeliyiz.” dedi. Guaterres, iklim krizinin ön saflarında yer alanların seslerinin duyulduğuna dair net bir sinyal gönderilmesi gerektiğini aktararak: “İklim krizine en az katkıda bulunan ve en çok zarar görenleri iklim adaletinden mahrum etmeye devam edemeyiz.” ifadelerini kullandı.

Shoukry ise: “COP27 sürecinin bu son aşamasında, taraflar arasında devam eden görüş ayrılıklarıyla birlikte, ilerlemenin önünü tıkayan bir dizi sorunla karşı karşıya olduğumuz açıkça görülüyor. Emisyonların azaltılmasına ilişkin çalışma programı henüz istenen sonuca ulaşmadı. Adaptasyon konusu, usule ilişkin sorunlar nedeniyle hala geri planda tutuluyor. Finans konusunda iddialı sonuçlar henüz gerçekleştirilemedi. Kayıp ve hasar konusunda taraflar zor siyasi kararlar almaktan çekiniyor.” dedi.

Kızıldeniz’de atık su sızıntısı

BBC Arapça Servisi ve SourceMaterials’a ulaşan sızdırılmış belgeler, COP27 zirvesinin gerçekleştiği Şarm El Şeyh’in yaklaşık 100 km ötesinde bulunan Ras Shukeir petrol terminalinin üretim atık suyunu her gün Kızıldeniz’e boşalttığını ortaya çıkardı.

Belgelere göre, petrol terminalinden her gün 16 olimpik yüzme havuzuna eşdeğer şekilde 40 bin metreküp zehirli su akıtılıyor. Petrol ve gaz sondajı sırasında yüzeye çıkarılan arıtılmamış atık su, yüksek düzeyde toksin, yağ ve gres içeriyor.

Uydu görüntülerinde, yeşil renkli bir toksik su akıntısının denize ulaştığı ve 20 km ötesindeki deniz yaşamını barındıran bölgelere doğru ilerlediği görülüyor.

Sızdırılan belgeler, Mısır hükümetinin atık su sorununu 2019 yılından beri bildiğini gösteriyor.