İş dünyası için 2021 nasıl geçti?

İş dünyası için 2021 nasıl geçti?

McKinsey’in 2021’i iş dünyası açısından değerlendirdiği rapora göre, iş dünyası odağını sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeye doğru kaydırmaya başladı. Rapor, 2021’in en önemli temalarını pandeminin devam etmesi, yeni bir yetenek krizinin ortaya çıkması, büyüme gündemine dijitalin hakim olması ve sürdürülebilirliğin hız kazanması şeklinde sıralıyor.

Büyümenin önündeki en önemli risk hala COVID-19

Aşıların gelişi pandeminin seyrinde önemli bir nokta olsa da yılın bütününe bakıldığında COVID-19 hayatlarımızı etkilemeye devam etti. Sürü bağışıklığı artık büyük ölçüde erişilemez durumda, bu nedenle insanlar bu hastalıkla yaşamayı öğreniyor ve yeni bir normal ortaya çıkıyor.

McKinsey’in raporunda COVID-19’u yönetmek için tanımlanan dört unsurdan en önemlisi vaka ve ölüm sayısını sınırlamak olarak belirtilirken, diğer üç unsur ise yeni normali tanımlamak, ilerlemeyi takip etmek ve salgının yayılımını azaltmak olarak ifade ediliyor. Dünyanın farklı yerlerinden çoğu yönetici, COVID-19’u büyümenin önündeki en önemli risk olarak gördüğünü söylüyor. COVID-19’un risk oluşturmaya devam etmesi, onu endemik olarak yönetmek için önemli toplumsal değişikliklerin gerektiği anlamına geliyor. Raporda, pandeminin geçici bir fenomen olmadığı fikriyle yüzleşmenin önemi de vurgulanıyor ve pandemi krizinden sonra hepimizin kalıcı davranış değişiklikleri yapmak zorunda kalacağı belirtiliyor.

Yeni bir yetenek krizi ortaya çıkıyor

Raporda öne çıkan en önemli ikinci tema ise “İşverenler anlamadıkları şeyi düzeltemezler” mottosuyla tanımlanan yeni bir yetenek krizinin ortaya çıkıyor oluşu. Pandemi birçok çalışanın iş hayatlarını yeniden düşünmesine fırsat tanıdı. Örneğin, ABD’de milyonlarca çalışan kimilerince “Büyük İstifa” (Great Resignation) diye adlandırılan bir şekilde işini bıraktı. Çalışanlar seçeneklerini yeniden değerlendirirken ve liderler yaşanan değişime nasıl tepki vereceklerini bulmaya çalışırken, “işin geleceği” konusu her zamankinden daha çok gündeme gelmeye başladı. Gelecekte hibrit, bir amaca yönelik, kapsayıcı ve özel hayat ile iş hayatının dengede olduğu bir iş dünyası bizi bekleyecek mi?

2021 McKinsey anketine göre, çalışanların yüzde 40’ı önümüzdeki üç ila altı ay içinde işlerinden istifa edebileceklerini belirtiyor. McKinsey kıdemli ortaklarından Aaron De Smet’in ifadeleriyle birçok insan artık başka bir iş bulmadan ellerindeki işten istifa ediyor. Raporda ayrıca, ofise büyük çaplı bir dönüş konusunda farklı görüşlerin olduğuna da dikkat çekiliyor. McKinsey’in araştırmasına katılan 504 üst düzey yöneticiden yüzde 52’si haftada dört günden fazla ofiste olmayı beklediklerini belirtirken, ankete katılan 5043 çalışanın sadece yüzde 37’si ofiste tam zamanlı çalışma beklediklerini ifade ediyor.

Büyümenin kilidi dijital inovasyon

McKinsey raporunda 2021’in en önemli üçüncü teması ise büyüme gündemine hakim olan dijitalleşme oldu. Pandemi, dijital teknolojilerin benimsenmesini büyük ölçüde hızlandırdı ve dijital tarafı olan şirketler başarısızların çok daha önüne geçti. Yine de temel stratejik kurallar hala geçerli ve raporda da vurgulandığı gibi şirketler inovasyon için cesur hamleler yapmanın getireceği fırsatları hafife almamalı. Üstelik şirketler ve ekonomiler ilerledikçe, büyümenin hem sürdürülebilir hem de kapsayıcı olması gerektiğine dair anlayış da güçleniyor.

Raporda, 2030’a kadar bulut teknolojilerin 1 trilyon dolarlık fırsatlar getirebileceği ve IoT teknolojisinin de küresel çapta 5,5 trilyon ila 12,6 trilyon dolar arasında değer kazanabileceği paylaşılıyor. Ayrıca, COVID-19’un cesur dijital hareketlerin hızlı gerçekleşebileceğini göstermesi de dijitalin önemini artırıyor. Pandemi öncesi uzaktan çalışmaya yönelik bir altyapı kurmanın 454 gün gerektirebileceği sanılırken, pandemi aslında 11 günde bu altyapının hazırlanabileceğini gösterdi. Raporda, bu nedenle şirketlerin büyümenin kilidini açmak için dijital inovasyondan yararlanmaya yönelik stratejiler oluşturması gerektiği tavsiye ediliyor.

Net sıfır, iş dünyasının yeni ilkesi haline geldi

İş dünyası için 2021 gündemini belirleyen en önemli temalardan sonuncusu ise sürdürülebilirlik oldu. Rapora göre karbonsuz bir gezegene yönelik taahhütler artsa da net sıfır hedefine hala uzak olduğumuz vurgulanıyor. Orman yangınları, buz fırtınaları, seller ve daha fazlası: İklim değişikliğinin etkileri 2021’de daha görünür hale geldi. Küresel sıcaklık artışlarını 1,5 derecede sabitlemek ve özellikle de enerjiyle ilgili diğer sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşabilmek için COP26 müzakereleri boyunca dünya liderleri birçok taahhütte bulundu.

Rapora göre net sıfır hedefinin iş dünyası için yeni bir düzenleme ilkesi olduğu da çokça dile getiriliyor. Ayrıca artık dünyanın neyin başarılması gerektiğini tartışmayı bırakıp nasıl başarılacağına dair eyleme geçmesinin zamanı. McKinsey kıdemli ortaklarından Dickon Pinner de net sıfır hedefine ulaşmanın insanlık tarihindeki en büyük sermaye yeniden tahsisini gerektireceğini vurguluyor ve bunun yılda yaklaşık 9 trilyon dolara denk geleceğini ekliyor. Karbonsuz, sürdürülebilir ve uzun vadeli büyümeye yönelik enerji geçişinin önümüzdeki yıllarda daha çok ortak irade gerektireceğini belirten rapor, insanlığın tarihindeki en zorlu varoluşsal problemle karşı karşıya olsa da ortak eylem için hala zamanımız olduğunu da ekliyor.