Enerji krizi fırsata çevrilebilir

Enerji krizi fırsata çevrilebilir

IEA’nın raporuna göre, yaşanan küresel enerji krizi, sürdürülebilir enerji sistemlerine geçişi hızlandırarak kapsamlı ve kalıcı değişikliklere zemin hazırlıyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (International Energy Agency, IEA) tarafından yayımlanan Dünya Enerji Görünümü 2022 (World Energy Outlook 2022) raporu, çeşitli senaryolar üzerinden küresel enerji arzı ve talebi, enerji güvenliği, iklim hedefleri ve ekonomik kalkınma hakkında güvenilir analiz ve projeksiyon sunuyor.

Rapora göre, tüketicileri krizin etkilerinden korumaya yönelik kısa vadeli önlemlerin yanı sıra, birçok hükümet artık daha uzun vadeli adımlar atıyor. Bazıları petrol ve gaz arzını artırmayı veya çeşitlendirmeyi, birçoğu ise yapısal değişiklikleri hızlandırmayı planlıyor.

Enflasyon Azaltma Yasası ile ABD’deki yıllık güneş ve rüzgâr kapasitesinin iki buçuk kat, elektrikli otomobil satışlarının ise yedi kat artması bekleniyor. Fitfor55 ve REPowerEU’nun yanı sıra Avrupa Birliği’nde (AB), yenilenebilir enerji kaynaklarının hızla yaygınlaşması, AB’nin doğal gaz ve petrol talebini önümüzdeki on yılda yüzde 20, kömür talebini ise yüzde 50 azaltması öngörülüyor. Japonya’nın Yeşil Dönüşüm (Green Transformation, GX) programı nükleer, düşük emisyonlu hidrojen ve amonyak dahil olmak üzere yeni teknolojiler için büyük bir finansman desteği sağlarken, Kore de enerji karışımında nükleer ve yenilenebilir enerjilerin payını artırmaya çalışıyor. Hindistan ise, 2030’da 500 gigawatt (GW) ölçeğinde yerel yenilenebilir enerji kapasitesi oluşturma hedefine doğru ilerliyor ve yenilenebilir enerji, halihazırda ülkenin hızla artan elektrik talebinin yaklaşık üçte ikisini karşılıyor.

Kısa vadeli eylemler arasında ise petrol ve kömür yakıtlı elektrik üretiminin artırılması, bazı nükleer santrallerin ömrünün uzatılması ve yeni yenilenebilir enerji projelerinin akışının hızlandırılması yer alıyor.

Enerji krizi piyasaları yeniden şekillendiriyor

Rapora göre, büyük enerji piyasalarındaki yeni politikalar ile, 2030 yılına kadar yıllık yenilenebilir enerji yatırımının yüzde 50’den fazla bir artışla 2 trilyon doların üzerine çıkarılması hedefleniyor. Ayrıca gelişmiş ülkelerde tüketicileri beklenmedik etkilerden korumak için şimdiye kadar 500 milyar doların üzerinde kaynak ayrıldığı belirtiliyor.

Atılan adımlarla piyasaların yeniden dengelendiği aktarılırken, nükleer enerjiyle desteklenen yenilenebilir enerji kaynaklarının sürdürülebilir kazanımlar elde ettiği, dolayısıyla kömürün bugünkü yükselişinin geçici olduğu ifade ediliyor.

Rapora göre, karbon salımlarının üç yıl içerisinde en yüksek noktaya ulaşacağı ve sonrasında düşüşe geçeceği, ancak söz konusu düşüşün belirlenen iklim hedefine ulaşmak konusunda yetersiz kalacağı belirtiliyor.

Yeşil geçiş süreci hızlanabilir

Rapora göre, düşük emisyonlu gazlara yapılan yatırımların önümüzdeki yıllarda keskin bir şekilde artması bekleniyor. Bu kapsamda hidrojen ve hidrojen bazlı yakıtların yaygınlaşmasına dikkat çekiliyor.

Karbon yakalama, kullanım ve depolama projelerinin yapılan düzenlemelerle teşvik edilmesi sonucunda giderek kullanımının yaygınlaşması ve solar PV (fotovoltaik güneş enerji sistemleri), rüzgâr, elektrikli arabalar ve pillerin dağıtımında yaşanan yukarı yönlü ivme devam ederse, yeşil geçiş sürecinin öngörülenden daha hızlı gerçekleşebileceği belirtiliyor.

Yenilenebilir enerji üretimi iki katına çıkmalı

IEA geçen yıl Ukrayna işgalinden önce yayınladığı 2021 raporunda da yenilenebilir enerji üretiminin rekor düzeyde arttığını ancak bunun 2050 yılı için belirlenen “net sıfır emisyon” hedefine ulaşmak için yeterli olmadığını kaydetmişti.

Kuruluşa göre bu hedefe ulaşılabilmesi için yenilenebilir enerji üretimindeki artış hızının 30 yıl içinde şu andakinin en az iki katına çıkması gerekiyor. IEA’nin aktardığına göre, şu anda dünyada geçen yıl itibariyle üretilen elektriğin üçte biri rüzgâr, güneş ve diğer yenilenebilir kaynaklardan elde ediliyor.

Raporu değerlendiren IEA Başkanı Fatih Birol, endüstriyel devrimin ortaya çıkışından bu yana modern ekonominin temelini oluşturan fosil yakıtlara olan talebin bir dönüm noktasına yaklaştığını belirterek, “Son 10 yılda gaz tüketimindeki hızlı artışın ardından gazın altın çağının sona erdiğini düşünüyoruz. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali enerji piyasaları ve politikalarını yalnızca şu an için değil önümüzdeki onlarca yıl için de değiştirdi” dedi.

Birol, “Bugünün politik ortamında enerji dünyası gözlerimizin önünde dramatik bir şekilde değişiyor. Dünya çapında hükümetlerin attığı adımlar, bu krizi temiz, ucuz ve daha güvenli bir enerji sistemine geçiş için tarihi ve kesin bir dönüm noktası haline getirme umudunu veriyor.” ifadelerini kullandı.