,

2023’ün iklim gündeminde neler olacak?

2023’ün iklim gündeminde neler olacak?

İklim kriziyle mücadelede zaman baskısı giderek artıyor ve 2023’ün, 2030 hedeflerine ulaşma yolunda ivmenin hızla artacağı bir yıl olması bekleniyor.

2022’de iklim krizinin neden olduğu aşırı hava olaylarına, Rusya-Ukrayna savaşının yol açtığı enerji krizine, yenilenebilir enerji yatırımlarının yaygınlaşmasına ve fosil yakıt kullanımının artmasına tanıklık ettik.

COP27 zirvesi ise 2022’nin iklim gündeminin ana maddelerinden birini oluşturdu. Mısır’da gerçekleştirilen zirvede, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliği sonucu maruz kaldığı kayıp ve zararların tazmin edilmesi için fon kurulması kararı alındı. Ancak petrol, doğal gaz ve kömür dahil her türlü fosil yakıt kullanımının kademeli olarak azaltılması için bir anlaşmaya varılamaması yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

Peki iklim krizi, olumsuz etkilerini günden güne artırarak kendini göstermekteyken, 2023’ün iklim gündeminde neler olacak? Economist Impact Sürdürülebilirlik Yöneticisi Martin Koehring’e göre, 2023’te net sıfır hedefi önemini korumaya devam ederken, karbon kredisi piyasalarının geliştiğini, ekosistemlerin korunmasında daha aktif rol üstlenildiğini ve iklim krizinin sosyal etkilerinin daha fazla ön plana çıktığını göreceğiz.

Karbon kredisi piyasaları hızla gelişecek

Koehring’e göre, 2023’te kuruluşların değer zincirindeki tedarikçilerden veya tüketicilerden kaynaklanan dolaylı emisyonları azaltma girişimleri önem kazanacak. Aynı zamanda karbon kredisi piyasası da gelişme hızını artıracak.

Karbon kredisi piyasaları, iklim değişikliğine karşı mücadelede önemli bir rol oynuyor. Bu yatırımlar olmadan, 2030 yılına net sıfır hedefi yolunda ilerleme sağlamak mümkün gözükmüyor.

Zorlu finansman koşullarına rağmen 2022’nin ilk yarısında sürdürülebilir tahvil piyasasında toplam hacim 447 milyar dolara ulaşmıştı. Ancak piyasa koşullarının iyileşmeye başlamasıyla, bu miktarın 1 trilyon doları geçebileceği düşünülüyor.

Nitekim COP27’de de Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund, IMF) ve Dünya Bankası dünya liderlerinin iklim finansmanı programlarını genişletmeleri için destek sağlayacaklarını açıklamıştı. Aynı zamanda ABD’de yürürlüğe giren Enflasyon Azaltma Yasası ile iklim değişikliğiyle mücadele ve enerji güvenliğine  yönelik yatırımlar için 369 milyar dolarlık finansman sağlanacağı duyurulmuştu.

Tüm yaşanan gelişmeler ışığında karbon piyasalarının 2023’te de hızla gelişmeye devam etmesi bekleniyor.

Kayıp ve hasar tekrar gündemde

COP27’de kayıp ve hasar fonu oluşturmak için etkili bir adım atılmıştı. Ancak fonun uygulanabilir hale getirilmesi için eşi benzeri görülmemiş düzeyde bir iş birliği ve dayanışma gerekiyor.

Bu kapsamda 2023 boyunca Glasgow Şarm El-Şeyh Çalışma Programı (The Glasgow-Sharm-el-Sheikh Work Programme, GlaSS) kapsamında bir dizi çalıştay gerçekleştirilecek. 2023’ün sonlarında Dubai’de düzenlenecek COP28’de ise içeriğin netleşmesi bekleniyor. Dolayısıyla yıl boyunca kayıp ve hasar konusu gündemde kalmaya devam edecek.

Doğanın korunmasında sözler verildi, sıra eylemde

2022, doğanın ve biyoçeşitliliğin korunmasında önemli kararların alındığı bir yıl oldu.

Birleşmiş Milletler (BM) Çevre Programı’nın 2022’de gerçekleşen beşinci oturumunda, 175 ülke 2024 yılına kadar plastik atıkların ortadan kaldırılmasına yönelik hukuki açıdan bağlayıcı olacak bir anlaşma hazırlayacağı taahhüdünde bulunmuştu. Hükümetlerarası Müzakere Komitesi, 2023 boyunca plastik kirliliğini sona erdirmek için çalıştaylar düzenleyecek.

COP 15’te ise, 2030 yılına kadar gezegenin üçte birini koruma altına alma konusunda anlaşmaya varılmıştı. Bu anlaşma, biyolojik çeşitliliği koruma hedefinde dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

2022’de Pakistan’da yaşanan sel, Ürdün’deki su stresi ve Avrupa’daki kuraklık gibi yaşanan afetler de 2023’te suyun önemine dair başlıkların küresel gündemde merkezde olacağını gösteriyor. Nitekim 2022’de gerçekleştirilen BM Su Konferansı’nda atılan önemli adımlar sonrasında 2023’te gerçekleşecek zirvede de eylem planları çerçevesinin belirlenmesi bekleniyor.

Birleşmiş Milletler Okyanus Konferansı’nda (United Nations Ocean Conference, UNOC) imzalanan Lizbon Deklarasyonu’nda ekosistemlerin ve biyolojik çeşitliliğin yok olmasını durdurma ve tersine çevirme hedefi kapsamında 2030 yılına kadar Deniz Koruma Alanları dahilinde küresel okyanusun en az yüzde 30’unu koruma taahhüdünde bulunulmuştu.

Dolayısıyla 2023, küresel iklim hedefleri doğrultusunda doğanın ve biyoçeşitliliğin korunmasında 2030’a giden yolda ivmenin arttığı bir yıl olacak.

İklim krizinin sosyal boyutu öne çıkacak

Ukrayna’daki savaş sonrasında başlayan küresel enerji krizi, gıda fiyatlarının yükselmesine sebep olmuştu. Enerji kriziyle birlikte birçok ülkede yaşanan hayat pahalılığı giderek daha ciddi bir sorun haline gelmeye başladı. Bu görüşü destekleyen, IPSOS’un hazırladığı “Global Adviser Predictions” raporuna göre, “2022 yılı benim ve ülkem için kötü geçti” diyenlerin dünya ortalamasındaki oranı yüzde 77’ye ulaştı.

Dolayısıyla 2023’te iklim krizi ve sürdürülebilirlik konularında sosyal boyutun daha da ön plana çıkması şaşırtıcı olmayacak.

Politika yapıcıların, iklim krizinin yanı sıra artan hayat pahalılığına da acilen çözüm bulmaları gerekecek. Her iki kriz de enerji verimliliğine daha fazla odaklanmayı ve yenilenebilir enerjiye yatırımın hızlandırılmasını gerektirecek.

 

 

Paylaş