, ,

ABD'nin Enflasyon Azaltma Yasası çözüm sunabilecek mi?

ABD'nin Enflasyon Azaltma Yasası çözüm sunabilecek mi?

Enflasyon Azaltma Yasası’nın imzalanması sonrasında tartışmalar alevlenmeye başladı.

ABD Başkanı Joe Biden, iklim kriziyle mücadele etmek, sağlık ve bakım maliyetlerini düşürmek için yüz milyarlarca dolarlık bütçenin ayrılacağı Enflasyon Azaltma Yasası’nı (Inflation Reduction Act, IRA) imzaladı. IRA, yenilenebilir kaynaklara geçişi hızlandırmayı amaçlayan enerji ve iklim programlarına yatırım yapmayı, büyük şirketlerden en az yüzde 15’lik kurumlar vergisi almayı ve reçeteli ilaç fiyatlarını düşürerek sağlık maliyetlerini azaltmayı hedefliyor.

IRA’nın, enerji güvenliği ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik yatırımları için 369 milyar dolarlık bütçe ayrılacağı belirtiliyor. ABD’nin şimdiye kadar bu alanda yaptığı en büyük yatırımla, ülkede karbon salımının 2030’a kadar yüzde 40 azaltılması bekleniyor.

Biden, yasayla birlikte iklim kriziyle mücadele kapsamında karbon emisyonlarının düşürüleceği, ekonominin güçlendirileceği ve enerji güvenliği için yatırım yapılacağını belirterek; Amerikan halkına güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji sistemlerini kullanmaları için indirimler sağlanacağını söyledi.

Açık kaynaklı bir araştırma kuruluşu olan Energy Innovation’ın politika direktörü Anand Gopal, “Bu tasarı temiz enerjiye geçişi hızlandıracak, halihazırda güneş paneli, rüzgâr ve pillerin çoğu durumda mevcut fosil yakıtlardan daha ucuz olduğu piyasaları da dönüştürecek. Sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutmanın daha ulaşılabilir olduğu konusunda giderek daha iyimserim.” dedi.

Tarafsız bir araştırma firması olan Rhodium Group’a göre, tasarı ABD emisyonlarını, 2030 yılına kadar yüzde 31 ila yüzde 44 oranında düşürecek. Energy Innovation tarafından yapılan ayrı bir analiz ise, gelecek on yıl içerisinde emisyonlarda yüzde 37 ile yüzde 41 arasında azalma olacağı sonucuna ulaştı.

Yasa tasarısının büyük kısmı, şirketlere temiz enerji projelerine yatırım yapmaları için vergi kredileri açmanın yanı sıra yeni elektrikli araç satın almak isteyen Amerikalılar için 7500 dolara kadar sağlanacak indirimden oluşuyor. Evlerin enerji tüketimini verimli hale getirmek için 9 milyar dolar, ısı pompaları ve çatı güneş enerjisi için vergi indirimleri ve yeni yenilenebilir teknolojinin uygulanmasına yardımcı olmak için 27 milyar dolarlık “temiz enerji teknolojisi hızlandırıcısı” da tasarı kapsamında yer alıyor.

Yasa kapsamında ayrılan bütçe, çevresel kirlilik ve iklim tehditleriyle boğuşan topluluklara akabilir. Ancak yasada fosil yakıt üretiminin genişlemesini destekleyen hükümler de yer alıyor.

CSS yeniden gündemde

Yasa, kamuoyu nezdinde genel olarak olumlu karşılansa da bazı kişi ve kuruluşlar yasanın iklim kriziyle mücadeleyi sekteye uğratacağını söylüyor.

IRA, karbon yakalama ve depolama teknolojisini (Carbon Capture and Storage, CCS) kullanan şirketlere vergi avantajları sunuyor. Texas Southern Üniversitesi profesörü Robert Bullard, CCS teknolojilerinin kullanımının, daha fazla kirliliği önden kabullenmekle eşdeğer olduğunu belirtiyor.

Covering Climate Now Direktörü Mark Hertsgaard, CCS projelerinin şirketleri fosil yakıt üretimine teşvik edeceğini belirterek iklim krizini daha da derinleştirebileceğini söylüyor.

Left Voice yazarı Robert Belano ise, yasanın bazı yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesini teşvik etse de aslında fosil yakıt üretiminin genişlemesini de desteklediğini belirterek; “Yasa, karbon emisyonlarını anlamlı bir şekilde azaltabilecek çok az şey içeriyor. 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarında yüzde 40’lık bir azalma hedefleniyor. Ancak bu hedef yasa metninde uygulanabilir herhangi bir tedbirle desteklenmiyor.” diyor.

Belano, fosil yakıtların üretimini kısıtlayan hiçbir hükmün bulunmadığına ve emisyonlarını mevcut seviyelerde ya da limit değerlerin üzerinde tutan şirketler için herhangi bir ceza uygulanmayacağını belirterek; “Fosil yakıtlar fosil olmayan enerjiden daha kârlı olmaya devam ederse, şirketler herhangi bir yasal ya da mali tepki olmaksızın bunları kullanmaya devam edebilir. Bu durum göz önüne alındığında, planın önümüzdeki sekiz yıl içinde karbon emisyonlarını yüzde 40 oranında azaltma hedefine nasıl ulaşacağını anlamak zor.” ifadelerini kullanıyor.

“Fosil yakıt üretimini teşvik edecek”

“IRA Bir İklim Adaleti Yasası Değildir” başlıklı bir açıklama yayımlayan İklim Adalet İttifakı ise, yasanın zararlarının faydalarına daha ağır basacağını belirtiyor.

İttifak bileşenlerinden Asya Pasifik Çevre Ağı Yardımcı Direktörü Vivian Yi Huang, büyük sıcak hava dalgalarının ve orman yangınlarının tüm dünyayı kasıp kavurduğu bir dönemde, fosil yakıt altyapısını genişletmek için milyarlarca dolar harcamayı göze almanın tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Huang, “IRA, yenilenebilir enerji ve sağlık hizmetlerine yönelik bazı değerli yatırımlar içerse de bizi fosil yakıtlardan uzaklaştıracak ve fosil yakıt endüstrisinden en çok zarar gören topluluklarda sürdürülebilir bir ekonomi inşa etmeye yatırım yapacak gerçek iklim çözümlerinden uzağız.” diyor.

Michigan Çevresel Adalet Koalisyonu’ndan Juan Jhong-Chung ise,“Fosil yakıt şirketleri ve onların emrindeki politikacılar tehlikeli bir anlaşmaya imza attılar. Toplu taşıma için, çocuk bakımı için ve kurşun boruların değiştirilmesi için para nerede? İklim yatırımları; fosil yakıt geliştirme ve toplumlarımızı on yıllar boyunca zehirleyecek başarısı kanıtlanmamış teknolojiler için şirket sübvansiyonlarına mahkum bırakılmamalı.” diyerek tepkisini dile getiriyor.

Bir diğer paydaş olan Soulardarity’nin Proje Yöneticisi Rafael Mojica,“Yasa, toplumlarımızı hem fiziksel hem de ekonomik olarak sağlıkları pahasına avlayan karbon temelli büyük endüstrilere verilen tavizlerle dolu. Kirlilik sorunlarımıza çözüm olarak sunulan karbon yakalama gibi teknolojilere yatırım yapmak için milyarlarca dolar verilecek, öte yandan fosil yakıt üretimi için teşvik edici olacak.” diyor.

Rekabetçi piyasa ortamı belirleyici olacak

Stanford Üniversitesi Ekonomi Profesörü Michael J. Boskin ise IRA’nın içeriğinin medyada yanlış yansıtıldığını belirtiyor. Boskin, yasanın enflasyonu düşüreceğini, iklime fayda sağlayacağını ve yalnızca büyük şirketleri vergilendireceğini iddia ederek; “Özel bir şirket için yasadışı sayılabilecek türden sahte reklamlara giriştiler. Yasanın başlığı bile açıkça aldatmayı amaçlıyor: Yasayı hazırlayanlar, enflasyonun seçmenlerin en büyük endişesi olduğunu bildikleri için, enflasyon üzerinde pek etkisi olmayacak bir yasayı böyle pazarlıyor.” diyor.

Tasarının tahsis ettiği fonun yaklaşık yarısı iklim tedbirleri kategorisine giriyor. Bunun büyük bir kısmı yeşil enerji üretimini ve kullanımını teşvik etmek, evlerde ve iş yerlerinde enerji verimliliği sağlamak amacıyla şirketlere, küçük işletmelere ve tüketicilere yönelik vergi kredileri olacak şekilde yer alıyor. Yasa kapsamında, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarında yüzde 40’lık bir azalma gerçekleşeceği öngörülüyor. Ancak yasaya eleştirel yaklaşanlara göre bu hedef, uygulanabilir herhangi bir tedbirle desteklenmiyor. Dolayısıyla bu hedeflerin gerçekleşmesi, rekabetçi piyasa ortamının insafına terk ediliyor.